İlahi!
Sendedir her şeyin anahtarı.
Bir yol ver,
Açılmaz kapıları aç.
Ancak sendedir ruhuma ilaç.
Nasıl bir his ki; taa gelir dünya aşırı yerlerden.
Vuslat fışkırır tüm pencerelerden.
Ölüm dediğin şey bil ki ölümsüzlük halidir.
Belki de dünya ölülerin yeridir.
Bilmem ben.
Havayadır duam, suya, toprağa.
Ummam şefaat merhametinden.
Yalın yürür, yalın ölürüm sensizlikten.
Minnet etmem olduğun diyara,
Çıkıp gelmem peşinden.
Sende var olmak vardı şimdi.
Varlığında hayat bulmak.
Nehir misali sana gark olmak.
Yeşil gözlerinde kaybolmak vardı.
Sere serpe dağıttığın tenine dokunmak vardı.
Saltanata soytarı gerek. Mala; hadim…
Şöhrete ihtişam, şan’a unvan gerek.
Yüce’ye makam gerek, makama ikram.
Her ne olursan ol. Sana, imtihan gerek.
Yaldızlar içinde yürürken sen her gece,
İnci olsan, saçılsan da evrene,
Çeşit çeşit haller gelir çehrene.
Dünya burası, dört başın mağmur olsa,
Baki olamazsın buralarda nasılsa.
Kainatların olsa, ihtiyaç akşamlık azık.
"Sussun silahlar" diyor yazar kapakta.
Evet...
Sussun silahlar.
Elimiz, dilimiz, gönlümüz.
Kılıçtan keskin,
Kurşundan hızlı gözlerimiz sussun mesela.
Hayatın bir köşesine çekilmiş insanlar tanıyorum.
Yaşlılar tanıyorum elbiseleri yırtık ya da yamalı.
Harama el sürmeden ömür tüketmiş.
Kendinin olmayanı almamayı şiar edinmiş
İnsanlar tanıyorum dünyayı cennete yol etmiş
İnsanlar tanıyorum öpülesi elleri kırışık, nasırlı lakin ak pak.
Uçurumun kenarında ömür dediğin.
Bir varmış, bir yokmuşsun.
Natural bir çalgının çığlığında,
Hoyratliginda hayatın var olmuşsun.
Çağlayan bir nehirdir hayat.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!