Hey gidi yar...
Sustum diye sözüm bitti mi sandın.
Küllendim diye közüm söndü mü sandın.
Ben sensiz sabaha hiç uyanmadım.
Hep sensizken sessizlik.
Ademe mahkum çaresizliğinde.
Ağlamaklı çehresinde hayatın.
Sürekli bir sevdanın yangınında,
Sessizlik...
Sessizlik...
Heyhat!
Rükû etmiş emelin imkansızın emrinde.
'na mümküne bağlanmış her seferinde.
Bilir, tanırım seni.
Ne eskiden eski,
Ne yeniden yenisin...
Sana dokununca titriyor kalbim,
Lambada alev misin sevgili.
Lal oluyor dilim senin yanında,
Kelama kement misin sevgili.
Neredesin.
Nasılsın.
Sonsuz bir pişmanlıksın.
Hiçbir yüreğe deva olamazsın.
Vuslata ramak kala yürek yakan yangınsın.
Merhametten yoksun,
Rahm eyle Yarab!
Nasıl bir gaflete ansızın düştüm.
Oysa bu rüyayı önceden de görmüştüm.
Rahm eyle Yarab çok mahçup düştüm.
Hikmetti, Karakoçtu, Tarancı derken.
Ve bir gün rakıda usandı gada almaktan.
Ceketini, bavulunu alıp gitti.
Geriye;
Öfkeli, huysuz ve açgözlü adamlar kaldı...
Farkın var mı diğerlerinden bilmiyorum,
Sana dair her şeye dünden hazırım.
Bakışın kurşun gibi saplanır kalbime,
Gözlerin için ölmeye dünden razıyım.
Hiçbir şeyin rengi yoktur aslında.
Her rengin anası ışık ve su.
Günaha açılırdı tüm kapılarım.
Olmasaydı içimde Hakkın korkusu.
Sığırcık sürüleri uçtu önce,
Ufuk karardı ardından,
Filize düştü ilk dolu.
Işte bu sonun başı oldu.
Güneşi soğutmakla korkuttular.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!