Daha dün merhaba dedik hayata.
Öyle kostaklanıp gezmeyecektik.
Bir içim su ömür dediğin.
Dünya için ukbadan gecmeyecektik.
Sathi kaldı yeminler, sığ kaldı sözler.
Şaire olan hayranlığım,
Şiire olan aşkımdansır.
Ne zaman, hangi bahara uyansam,
Güzel bir şiir okuduğumdandır.
Heceler, kelimeler, duygular, hisler.
Gayrı sana ne diyeyim,
Takkenin düştüğü yerdeyiz.
Sineklerin hayasızca tuza üşüştüğü yerdeyiz.
Tasvire gerek yok, kel aleni ortada,
Sinekler leşten geçti, tuzdan yağ çıkarmada.
Öyle oluyormuş demek ki.
İnsan, insanda böyle ölüyormuş.
İnsan insanda kül oluyormuş.
İnsan aşk'a kul oluyormuş
Neydi anlayamadım dünyan senin.
Ey Rab!
Ruhuma çöreklenen külleri kaldır.
Ten uyuya dursun ruhumu uyandır.
Kelebekler gibi aşk'ına kanatlandır.
Ey Rab!
Bu ne aşktır duyup durduğum.
Doğrudur ateşe aşık olduğum.
Her fısıltı ateş,
Her nağme güneş.
Doğrudur yangınında mesut olduğum.
İnsan...
Eli, yüzü, gözü, sureti insan.
Yaradanın müthiş delili insan.
Yalın bir hikayenin yalanı,
Efsun da insan, İhsan da insan.
Dur saki...
Doldurma, dalmışlığıma aldanıp.
İçimde ateşle buzun dansı var, seyrediyorum.
Dargın ölenlerdendir hüznüm.
Dünyayı kâr sayanlar görüyorum.
Yavaş-yavaş doldur saki.
Varlığını alıp gidebilirsin.
Bir lokma ekmeği bölmemiş gibi.
Beni senden mahrum edebilirsin.
İki tende bir can olmamış gibi.
Yürüyüp dağlarda engine baktık,
Ne varsa ellerinde salıver gitsin…
Ufkunu kapatan her şeyi,
Kalbini karartan herkesi at hayatından.
Efkârına teslim olma.
Efkârlanma.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!