Buluşalım diye renkle ahenkle-
Uğruna gözümün gezdiği dağlar!
Yaz çok çabuk geçti, sen güzü bekle;
Hazân mevsiminde içim kan ağlar.
Seherdeki huzur topla tüfekle-
Sağıma soluma dönerim gitmez,
Günde beş yüz tane ezerim bitmez,
Yatağı terk eder, beni terk etmez;
Bırak uyuyalım tahta kurusu!..
Devlet başkanı idi Resul sıfatı vardı,
Ne omuzun da rütbe ne de kokart takardı,
Ahlâk’ı örmek için; o, gönüllere girer;
O, takva ile yatar, tevhid ile kalkardı.
Malını istifleyip çoklukla çok övünen!
Saltanat kayığında sanki ebedi insan,
Kazandıkça şimarıp cimriliğe bürünen,
Firavunluk ve Kârûn mektebinde bu lîsan.
Dalıp gittin zihninde ipe gelmez bencillik,
Külhandan gelen tebligat elbet kıvılcım taşır,
Gönül şehrinde kıvılcım cânân ile münhasır,
Cihanda var olan aşklar gül sunar cânânına,
Öyle bir aşka düştüm ki gül yerine kül taşır.
İnsan nedir, madde mi, mânâdan mı ibaret,
Varlıkların ruhuna roman okuyan mıdır?
Modern çağda bilimi putlaştıran mahâret,
İnsandan ballar sağıp kovanı kıran mıdır?
İnkişâf et, çiçek aç, gayret içinde gayret;
Taşların gördüğünü mezarda anlar mı baş?
Sûr’a üflenen düdük, diriltecek mı naaş?
Mâzide atıyorken cihan içinde nâra,
Kem sevdaya düş oldum sineme açtı yara,
Bu kerre coştu gönül tekrar düşürdü dâr'a,
Kaldırmaz naçiz kalbim yara içinde yara.
Ey sevgili sırrını sakın ağyâra açma,
Keder eğler aşığı, gam insana miras'tır,
Gönül savaş alanı asla meydandan kaçma,
Sevmekten geri durmak idamlık ihtiras'tır.
Dengin ile bilek tut, sakın yüksekten uçma,
Bunca zaman yaşadım, sardım sarıldım kadın
Gönül bahçemde gonca yalnızca sen olmadın
Tutsak bir âşık gibi rengine doyamadan
Mâzide karar kılıp, âtiyi ıskaladım
Bir baharda üç rengi sen taşırsın selluka




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!