Gönlün taht kavgasında parola hep ısrardı,
Bülbül âvâzdan uzak râyiha gülden firar,
Bozuldu seyri âlem in ve cin bi karardı-
İnsan mevt olur ammâ arâfta Mevlâ arar.
Aşkı uğrunda köle Kays Leylâ’ya koşardı,
Gönüle gönül sığdırdım,
Yürür yürür leyla derim!
Ön alıp saflar kıldırdım,
Okur okur Mevlâ derim.
Feryat ki cihan yakardım,
Yapraklar sararıyor sonbaharın kâmından,
Gitgide tizleşiyor böceklerin sesleri,
Variyatlar tedirgin iklimin ahkâmından,
Rüzgârın teli kopmuş duyulmuyor pesleri.
Sümbül lâle'ye nispet bahsetmez korkusundan,
İnsana bunca nimet ikram olur ambarla!
Eker biçer gezersin, sunturlu günahlarla,
Mahşerde Tango dönen sanat ehli dostlarla-
Derdest edildiğin gün figan mı çekeceksin.
Aldığımız her nefes yırtarken göğsümüzü-
Senden vefâ bekleyen kim
İçtihâdın hep zülümkâr
Ben felekle savaşırım
Sana ayrı sitemim var
Aşk yükünde palan benim
Yarabbi sana geldim, ellerim boş gelmedim,
Doğarken sterildim yaşarken çok kirlendim,
Bir ömür ektiğimi hasât edip biçerken,
Sırtımda günah dolu çuvallar istifledim.
Senden başka kapı yok, her şey sende konakçı,
Gündüzden bir ay gördüm, nurunda mı yanayım!
Bir an göründü geçti, ikbâlime yanayım.
Tâlihte yanmak varsa, güneşte bir, ayda bir,
Ömür akıp gidiyor, ihtiyardan yanayım.
Gönül köşküm virâne, son çırpınış, son kanat,
Kâvi dur; sakın korkma, yaşarken tehlikeden,
İstesen de ecelin gelmeden ölemezsin!
Raporlar alsan bile tabibi şebekeden;
Ecel gelip çatmışsa sâlise göremezsin.
Sevda nedir, bir anlat, el ele tutuşmak mı,
Dalında açan gülü, koparıp koklamak mı,
Her dem ruhuma esip, donduran soğuk rüzgâr-
Son nefeste insafı ele almayacak mı.
Sis çekildi, tur göründü, yol firak;
Son istasyon, son tramvay, son durak!
Kılavuzsuz, izi ize katarak;
Bir meçhûle adım adım gideriz.
Ne irâde ne ifâde ne ilim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!