Yokluğun buz keserken sol yanımda,
İçimde beşinci mevsim hüzünlenir.
Yalnızlığımı yakar, savurur kelimelerin;
Gündüz düşlerim zemheride erir.
Hüzünle esen gözlerin üşütür,
Umudu Kafdağı’nın ardına atmışlar,
Ne yolunu bilen var, ne de izini.
Ara ki bulasın,
Parçalasan da bedenini.
Tamam, umut fakirin ekmeği,
Her gün biraz daha artıyor sessizliğim.
Unutulmuş olup da unutamamak,
Yüreğimde amansızca dirilir.
Aklımda dönüp durur, katlanarak.
Gitmek unutmak değil ki;
Yürüyorum kaldırımlarda;
Önümde gürültülü adımların.
Elimde sihirli bir değnek,
Bir de unutma beni çiçeğiyle duvağın.
Gözlerimde derin bir melankoli;
Unutmak o kadar kolay mı sandın?
Gideni bir gün sen de beklersin.
Anıların acı verir kalbine,
Bir türlü susturamaz, vazgeçersin.
Olur ya, her insan gibi,
Ne zaman ıssız bir koya demir atsam,
Dökülmeye başlar gözyaşlarım.
O sonsuz kederle gün ağardığında,
Düşler dünyasında kalakalırım.
Unutmak, kaç zaman dünya hayatında?
Unuttun mu beni?
Her sabahı,
Senden gelen umut dolu,
O mektupları.
Hiç tutmadı mı ellerin?
Sözde dilden konuşurken,
İçimden döküldü gönül.
Yüreğim değil söyleyen,
Sesimden ağlattı gönül.
Hayatı tespih eyledik,
Kaybettiğim yerden başlayamadım hiç;
Direndiğim çok oldu, yok olduğum kalpte.
Geç kaldım hep, hiç yaşamamış gibi;
Koskoca boşlukta kaybolup gittim ebediyete.
Hayatın kıyısında, hiçliğin tozlarına gömüldüm;
Kırıklarımla titredim soğuk bir yürekte,
İçimde sensizlik, kara kış, ellerimde taşlar.
Bedenim buz yakıyor, alışamadı yokluğuna,
Üşüdüm bakışlarında, iliklerime kadar.
Boynunda süzülür düşlerim, ardın sıra,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!