Rüzgârlar dolanırken yelkenin kıvrımına,
Bir sır gibi süzülür ufkun aralığına.
Ardında ıssız bir sahil, silik yüzler kalır,
Gökyüzü mavi olsa da içte bir sis ağrır.
Hep yaktı yandırdı sevdan derinden,
Sabahlar sensiz olmuyor, Rozalin.
Hasretin vuruyor bağrıma her dem,
Aşk bu aşk, vazgeçmem diyor, Rozalin.
Bir adım sen oldun, bir adım çile,
Derin bir kırgınlık, uçsuz bir boşluk...
Ruhumu her gün biraz daha delik deşik eden.
Yollar alabildiğine uzun, alabildiğine dikenli;
Bu karanlıkta hadi yürü, yürüyebilirsen.
Kalbim, o silinmez duyguların ağır yükü altında;
Gam yüküm çoktur, dayanmaz ki belim,
Sabret ey gönül, derman olur Mevlâ’m.
Sevdanla doldurdu çileyi hâkim,
Sabret ey gönül, derman olur Mevlâ’m.
Hakk’ın takdiridir başa gelenler,
Saçların dökülür gecenin koynuna,
Her teline gizli bir özlem saklanır.
Bir düş gibi akar zamanın koynuna,
Gözlerime prangalı hatıralar takılır.
Rüzgâr gibi savurur dalgalarını,
Yaramın içine yaran düşeli,
Hasretle yandı saçımın her teli.
Harbiden öyle ki yürekten sevdim,
Tarifi yok, anlatılmaz sevgili.
Kalbimden ayrıldığın gün dünüme,
Düşler, keşkeler, hayal kırıklığı…
Hayatta geçmişe saplanıp debelenmek,
Gözyaşının yerine kan damlar;
Tükenerek yaşamak, bu olsa gerek.
Hasret, ömrüme değdi değeli;
Zihnim, zihninde hayalde,
Naçar bir şarkıdan duyulan.
Elbet bir gün buluşuruz,
Elden kayan hatıralarda katran katran,
Perişan kalbime girdiğinden beri destursuz.
Yakıcı gizli yaraların bensem,
İzi kalan anılar çukurunda;
Ateşim hiç sönmese de yüksünmem,
Her şeye geç kalmışlığım yolunda.
Aşk, gözlerini kaybetmekmiş oysa;
Yanaklarımdan aşağı bir yaş iniyor,
Ağır adımlarla yürüyorum dar sokaklarda.
Gönlümde hüzün, aklımda onlarca soru;
Kara bulutlar parçalanıyor her bir adımda.
Bir bardak çayla, kursağıma takılır yüzün,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!