Yağmur yağar yaş üstüne,
Yanan bağrım kanar şimdi.
Kalem kırıldı yazarken,
“Kader,” dedim, döner şimdi.
Yaralandı kâğıt aşkla,
Rahmet, himmet, bereket ve şefkat,
Duada birleşir şimdi bütün gönüller.
Boynum bükük, açtım nura ellerimi;
Dilim, gönlümdeki o baki aşkı diler.
Kaçıp durduğumuz o mutlak ölüm var ya,
Cumartesi… hayatın gelip geçen bir anı,
Geçmişin keşkeleriyle yüklü;
Gelecekse puslu bir perde gibi…
Elimizde kalan, suskunluklarla örülü.
Hayat dediğin, küçük şeylerden ibaret:
Kalbim gövdeme ağır geliyor,
Başım bir urganda bağlı.
Boğazıma resmin düğümleniyor,
Darağacı, yar ağacı.
İnsanın acısını toprak alır,
Kaldırımlar acıtıyor içimi.
Yâr’sız bütün sokaklara dargınım.
Yokluğun üşütür ıssız şehrimi,
Ben sana değil kendime dargınım.
Çareler çaresiz kaldı yarama.
Kalbimin en kuytu derinlerine,
Cennetten bir melek, bir ışık göçtü.
Güzelliği o masum gülüşte saklı;
Gönül demliğime en aziz yâr düştü.
Ötesi yok artık, gel tek aşkım ol,
Hatıralarımda yaprak döken acılar,
İçimi üşütür, depreşen yalnızlığımda.
Bir ağaç gövdesi gibi çürür köklerim;
Kanar ayrılığın o sessiz akşamında.
Vakitli, vakitsiz ağır bir dem bu çöken;
Gözlerine düştüm düşeli bir kor gibi,
Eksik cümlelerin yorgun öznesi oldum.
Hiçbir yüzde anlatamam, sığdıramam seni;
Yamacında, kendi ateşlerime savruldum.
Yaram yalnızlığımdır, yaram kimsesizliğim,
Bir sevda ki konargöçer,
Ne dağ dinler ne de geçer.
Köz olur, yanmayı seçer;
Dermanını bilen sevsin.
Yaralı gönlüm kâh inler,
Ömür boyu süren hasretler vardır,
Ne yaparsan yap olmaz.
Nasıl yaşarsan yaşa,
O eksik tarafın hiçbir zaman dolmaz.
Dersin ki günün birinde öleceğiz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!