Her gün bir yerini çiziyorsun kalbimin;
Çize çize vuruyorsun neşteri.
Belli etmesem de nasıl da acıyor…
Geri dönülmez artık, telafi edilmez gayri.
Kanlı meydan muharebeleri gösterdi:
Yaşam, dipsiz ve karanlık bir kuyu;
Görünür insanların yorgun gözlerinde.
O gözlerde saklanan bin bir yalan,
Erir gider, ölüm denen o mutlak hakikatte.
En uzak mesafeler, sanma ki yollardır;
Gidiyorum, için için yanarak,
Gün be gün içimde büyür ecelim.
Dalıyorum uzaklara, ıpıslak,
Gönül gözüme gözüktü ecelim.
Hasretinden bedenim paramparça,
Gün devrilir akşam ile,
Ecel kapım çalıyor ya.
Bir garip telaş aşk ile,
Ecel kapım çalıyor ya.
Ne malım kaldı ne mülküm,
Düşünce yaprak kurur dal,
Hakikati basar efkâr.
Fısıltı gibi bir hayal,
Ecel vakti gelir bir gün.
Her kervan bir gün yorulur,
Vakit tamam...
Yine geldi o amansız gitme saati.
Zamanın heybesinde ne var, bilinmez;
Ama ben hep o bitmez özlemle anacağım seni,
Ey benim dert ortağım, Ege Denizi!
Kulak misafiri oldum,
Adımı duyunca aklını yitiriyormuş.
Derin bir iç geçirip,
Başından aşağı kaynar sular dökülüyormuş.
Üzüntüsüne tuz biber ekiyormuşum,
Saat gecenin üçü beşi,
Ne fark eder; yapayalnızsın yine.
Ansızın bir gün kalbin duruverir,
Dişlerinin arasında o terane.
Doğarsın, sonra da ölürsün.
Yarım kalmış bir hikâye bu,
Yüreğimi sızım sızım sızlatan.
Nasıl bırakılırmış yarı yolda yaralı,
Nasıl kanatılırmış sevda hiç yoktan.
Çaresiz bir yokluğun içindeyim,
Madem her şey manen adeta der ki,
Her hayrın başı olarak Bismillah…
Bismillah… ne çok bitmez bereket ki,
Tükenmez kuvvetle: Elhamdülillah.
Zat’ın kudretinin mucizesine,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!