Koskoca boşlukta ruhum,
Sus yüreğim, ölüm gelsin.
Hüzün ektin gönle tohum,
Sus yüreğim, ölüm gelsin.
Özlem gün gün yaralıyor,
Bu bitmek bilmeyen yoksunluk,
Tekrar tekrar açılır.
Göğsümde anlaşılmaz kaygılarım,
Kalbimin derinliklerinde yankılanır.
Çaresizliğime bakakalırım ardın sıra,
Gözyaşlarımdan sonra,
Sözlerden bir mendil dokuyorum,
Sırılsıklam olmuş hislerime.
Her dize bir yara izi gibi,
İyileştirmiyor beni yokluğunda.
Cezasız kalmadı sonunda;
Sıcak bir bakışın saçlarımı okşaması.
Kurulan bir oyuncaktan farksızım;
Başıma gelen her şey onun tasarlaması.
Yalanlarla beslenen sesin,
Akılda düşünce, dilde söz acıdır;
Bir şarkıda çürütür için için solunu.
Gözlerinden akan acının resmidir;
Üşütür bakışların, mevsimin ruhunu.
Günler geçer, bilmez neyi eskittiğini;
Gözüm yolda, sözüm yasta,
Adım silinmiş bir çarkta.
Küstüm, sensiz her bir dosta;
Terk edildim kaderime.
Bir hayalin kaldı bende,
Hayal sandıklarından zihnime sızan,
Masallara tutunurum ansızın, gözlerinde.
Camlarımı döven nice senli hatıralar,
Alev olur, bedenime yazılır bir kalemde.
Dumanı üstünde, kıpkızıl yaşlar süzülür,
Gönül bahçemde dil suskun, göz yaşlı,
Yorula yorula geçti yıllarım.
Her acıya alıştım yavaş yavaş,
Sineye sineye çekti yıllarım.
Can bildiklerimden bile usandım,
Sevda ışığından yansır uzaklar,
Kayboldum dar sokağında sonbahar.
Neyden döne döne geçer turnalar,
O mahur beste kulağımda solar.
Tozlu rafta hatıraları sarar,
Bir gece yarısı kaldırımlardayım,
Yalnızlık alnımı örtüyor.
Seyir defterimi yazan,
Pembe uçurtmaları gözlüyor.
Bıçak kemiğe dayandı;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!