Vuramazsın zincirlere gönlümü,
Dilsiz yüreklere koyamazsın.
Duymayan his kafessiz kuşta,
Avucunun içine konar ansızın.
Değirmen öğütmez içime attıklarını,
Havada naif bir toprak kokusu,
Yağmur insafsızca dövüyor bedenimi...
Avuçlarımda soğuyan demli bir çay,
Bir hüzün, kor gibi dağlıyor yüreğimi.
Sonbahar, yağmur ve bu bitmek bilmeyen pazar;
İçim cehennem çukuru bu aralar,
Vicdanımsa kapanmayan tek yaram.
Öyle bir hesap ki kendi iç mahkememde,
Bir lokma takılır boğazıma, yutkunamam.
Yanılmaz bir yargıcın hükmü boynumda,
Bu zalim şehirde,
Islak gözlerimde saklı hatıralar,
Değişmeyen bir yalnızlık gibi,
Yarım kalan bir şarkı gibi,
Bir kırılmanın eşiğinde sarıldılar.
Senden başkası bana haram olsun bu dünyada,
Doğduğun güne, bastığın toprağa bin şükür...
Hiç olur muydu Mecnun, Leyla’sız bir rüyada?
Bakma! Senden başkasına kör olsun gözlerim,
Elinden başka el tutmasın, sızlasın ellerim;
Seni çok seviyorum, işte bunlar son sözlerim.
Testerenin dişleri küllerin arasında,
Cellat zaman öğütür, sessizce bir takvimi.
Tutuşan anılar yaralar her saat resmi,
Savurur rüzgârda bir sözle vade bitimi,
Kaybolur satırlar gözümdeki damlada.
Hayat zaten zor, biliyorsun bunu;
Yaslara tutunarak gidiyorum.
Bütün gelmişim, geçmişim yolunu;
Gamı unutmak için gidiyorum.
Bomboş odada yapayalnız kaldım;
Son yapraklar uçuşuyor boşlukta,
Sonbaharın o en kederli, son ayında...
Biliyorum, her biri son kez düşecek;
Toprak olacak eninde, sonunda.
Dün umudun en canlı rengiydi,
Aramızda ne çok sustuklarım var;
Senin duymadığın, içimde kalan gerçeklerin.
Hiç çınlamadı mı kulağında bir hecesi,
Bir türlü bu söyleyemediklerimin.
Sustukça birikiyor içimde:
Söz ola yakar yüreği,
Elini dilinle bağlar.
Varken yok gibi olursun,
İnan ki bu kapanmaz yaradır.
Nedenler, niçinler içinde,
Çaresizlik, taştan da ağırdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!