Açıkçası iyi değilim bu aralar;
Defalarca doğmuş, defalarca ölmüş gibiyim.
Hiç bitmeyecek sandığım bir aşkta,
Bir duygudan bir duyguya geçerim.
An gelir, biriktirdiğim hisleri,
Görenin yüreğini dağlayan ölüm,
Yanağındaki ak mermerde üşüyor.
Ürkek bir ceylan, masum bir gamzede,
Aşığın gönlünde kalan yegâne kor.
Ağlama, anam, ağlama…
Kısacık bir öyküden geçiyorum,
Bir upuzun şiirden.
Aklıma vurmaya başladın yine,
O acıklı türküden.
Yalnızlık bir ömür;
Zalim gurbet kâh başımda dolanır,
Yüreğe hasretle düşer; kül olur.
İçimde, kor gibi bir ses uyanır;
Yakar sol yanımı, cehennem olur.
Gönül, gördüğüne takılı kalır;
Soldu güneşim, akşam oluyor;
Gözüme yaşlar düştü, yakıyor.
Öyle derinden dertliyim, ömrüm;
Dört duvar üzerime çöküyor.
Terkedilmiş mabet gibi bomboş,
Kahır çayında demlendin,
Dudağa cisminle geldin.
Zamansız tükendin, ömür;
Mevsimsiz soldu günlerin.
Kalubelâda yazılan,
Kırkından sonra daha da dertlenirmiş insan,
Yalnızlık türküsünü duyarmış uzaklardan.
Nerede kaldı o çocukluk, gençlik yıllarım?
Benimle yaşlan bir bir eksilen umutlarım.
Hasat mevsimi boğazıma düğümlenir,
Kulaklarım çınlar hayalinle her gece.
Daha dün genç bir haziran böceğiydin,
Serçelerin ağaçlarda cıvıldaştığı günlerde.
Avazın çıktığı kadar uzak anımsamalarda,
Ayağımdaki yara izi,
Bir hayale tutunur;
Şakaklarımdaki aklar
Derin bir yarada kahrolur.
Katman katman çöreklenir;
Otuz Ağustos’ta Sevr’i reddetmiş,
Dumlupınar’dan orduya seslenmiş,
Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz;
Yırtık çarıklı askerine demiş.
Bayrağa kanının alı çalınan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!