İçime döktüğüm yarım şiirler,
Kavurur sol yanımı yaş aldıkça.
Dilde bir bir kuruyan yetim sözler,
Şu alnım kirpiğimle yaşlandıkça;
Dikiş izlerime yaralar siner.
Umut yeşerir mi yeniden,
Kalbinin apansız aralığında?
Mevsimsiz yaşıyorsun hayatı,
Çalar kapını, bensizlik yakında.
Her cümle zindan kapısı olur,
Ağlayarak geldim ben bu dünyaya,
Gözyaşıma ıslak imzanı sardım.
Ölü yunus gibi vurdum karaya,
Sensizliği ıstırabıma sardım.
Yazılı defter şaşmaz alın yazım,
Sararan hayatım, dalından koptu kopacak;
Eylül gibi hazanda geçti ömrüm, koşarak.
Kırılan kanadımla camlarında üşüdüm,
Gittiğin gün aynada bin parçaya bölündüm.
Hüzünler kulübemde, güneş söndü.
Akıp gidiyor zaman, dağı taşı delerek.
Toz kokulu yüreğime bir sızı dokundu,
Yaz çiğine takılır kelimeler, dile dizilerek.
Karanlığa büründü gönül dağım,
Vuramazsın zincirlere gönlümü,
Dilsiz yüreklere koyamazsın.
Duymayan his kafessiz kuşta,
Avucunun içine konar ansızın.
Değirmen öğütmez içime attıklarını,
Havada naif bir toprak kokusu,
Yağmur dövüyor bedenimi.
Avuçlarımda demli bir çay,
Bir hüzün dağlıyor yüreğimi.
Sonbahar, yağmur ve pazar,
İçim cehennem çukuru bu aralar,
Vicdanım ise kapanmayan tek yaram.
Öyle bir hesap ki kendi öz mahkememde,
Bir parça ekmek takılır şurama, yutkunamam.
Yanılmaz bir yargıcın hükmü boynumda,
Bu zalim şehirde,
Islak gözlerimdeki hatıralar,
Değişmeyen bir yalnızlıkta saklı,
Yabancı bir şarkı gibi yarım,
Bir kırılmanın eşiğinde sarılmalı.
Senden başkası bana haram olsun,
Doğduğun güne bin şükürler olsun.
Hiç olur muydu ki Leyla’sız Mecnun?
– Bakma! Senden başkasına gözlerim,
– Elinden başka el tutmasın elim.
– Seni çok seviyorum, son sözlerim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!