Bugünlerde üstümde ölüm sensizliği,
Özlem dökülür usul usul uzak bir diyardan.
Her şeyin bir vakti, bir mevsimi varmış;
Nasıl kurur, nasıl da unutulurmuş insan.
Sarı yapraklar ardından bir gün aklına düşersem,
Kara buluttur yüreğini acıtan,
Sahte yüzlere maske takılmış.
Gizli bir fısıltıdır hayatı çürüten,
Yürek acısı taştan da ağırmış.
Üzerini örtmek istersin yaşanmışlıkların,
Baktığım her yerde sen,
Her şeyde sen varsın.
Nasıl söylesem, nereye gitsem?
Yalnızlığın başkenti kadın.
Bırakıp kaçsam diyorum,
Ölsem, toprağa düşsem,
Kalbimde gül olur, yaşarsın.
Mezar taşındaki mermerde,
Gözümden düşen her damlasın.
Ayağın acır, kalbim üşür,
Apansız uyanır gece yarıları,
Göğsümün duvarına kazıdıklarım.
Avuçlarımdan yalınayak geçerken,
Denizden yeni çıkmış balık gibi çırpınırım.
Demir atmış özlemin içime,
Senden geriye kalan hatıralar,
Silinen hayallerde demlenirim.
Ömür fani, ölümün yaşı yok ki,
Kırık çerçevede birkaç resim.
Gece gündüz gönlüme dert olur,
Gözlerimde uyanırsın her sabah,
Dilim damağım ismini anar.
Bütün hayallerimde sen varsın,
Ömrüm, kalbinde kaldığım kadar.
Bir yürekte yanmayı bilir misin?
Yıkılmaz duvarların,
Aşılmaz yolların ardındasın.
Ne bahar var, ne de hazan,
Kurumuş, çürümüş yaprağın.
Batmış bir gemide,
Seviyorum seni.
Uzun uzun anlatıyorum sevdamı,
Ruhuma, aynanın karşısında.
Camda seni görüyorum,
Umursamazmış gibi
Geçip gidiyorum oradan.
Sol yanımı bölemedim,
Hepsini sana verdim.
Nedir benim bu hallerim?
Kendimden geçişlerim.
Nasıl da özlemişim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!