Gel artık, eskidi yüzün yüzümde,
Bir sen kaldın, sökülmeyen yara gibi içimde.
Ne gece huzur verir, ne gün doğumu teselli,
Kaybolmuş bir rüya gibi uzaktasın yine.
Seninle başlayan sabahlar,
Yüreğim tutuşur, közünde külüm,
Tutsağım aşkına, sar da geleyim.
Sustukça göğsümde büyür her ölüm;
Hele bir dön bana, bak da geleyim.
Duvarlar şahidim, içimden taşar,
Şu yüce dağlarda hâlâ izlerin,
Gözlerim yollarda kaldı, gel gayrı.
Benliğimde yitti son gülüşlerin,
Gözlerim yollarda kaldı, gel gayrı.
Kapımdan gidenim dönmedi geri,
Her gün bir gemi kalkar yüreğimden;
Ayrılık kapımızı çaldı, uzaklar çağırıyor.
Aşılmaz dalgalar, bilinmez diyarlar benim…
Gözlerim gözlerine, hıçkıra hıçkıra ağlıyor.
Çoktan alabora olmuş, karaya vurmuşum;
Bir yudum şaraptı gençlik;
Aklın ateşini tutamadım elimde.
Şimdi hatıralarda yaşıyorum,
Gül yaprakları gibi yakıyorsun gitgide.
Savruldum rüzgârla mevsim mevsim;
Gençlik aşkım,
Nisan yağmuru gibi,
Gelip geçersin sandım.
İçime bir yağdın,
Deldin ama hiç geçmedin.
Suskun, yorgun ve kederli,
Başımı alır giderim.
Ya unutmak ya kaybolmak,
Selamı keser giderim.
Kimselere söylemeden,
Sarı, sıcak bir şeyler oturur sineme,
Yara bere içinde kaldı dizlerim ardından.
Ayrı yollarda üşür düşlerimiz,
Adını koyamam… boğazımı yakar konuşursam.
Resimlerde hem varım, hem de yokum;
Yük olmadan omza, göz arkada,
Her şeyden vazgeçip gidiyorum.
Hüzün ayaklanır o sırada,
Ardıma bakmadan gidiyorum.
Nereye olduğunu bilmeden,
Ardına takılıp geldiğim aşk,
Bir sarmalın çıkmazı.
Gözlerindeki keder perdesi,
Acı hatıra gibi bıraktı bir bir saçıma beyazı.
Şu el ele gezdiğimiz dünkü sokaklar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!