Sözde dilden konuşurken,
İçimden döküldü gönül.
Yüreğim değil söyleyen,
Sesimden ağlattı gönül.
Hayatı tespih eyledik,
Kaybettiğim yerden başlayamadım hiç;
Direndiğim çok oldu, yok olduğum kalpte.
Geç kaldım hep, hiç yaşamamış gibi;
Koskoca boşlukta kaybolup gittim ebediyete.
Hayatın kıyısında, hiçliğin tozlarına gömüldüm;
Kırıklarımla titredim soğuk bir yürekte,
İçimde sensizlik, kara kış, ellerimde taşlar.
Bedenim buz yakıyor, alışamadı yokluğuna,
Üşüdüm bakışlarında, iliklerime kadar.
Boynunda süzülür düşlerim, ardın sıra,
Öyle çok üşüyorum ki yalnızlıktan;
Bir rüzgâr bulsa benim beşiğimi,
Gecenin bir vakti,
Alıp götürse bütün terk edilmişliğimi.
Gidip annemi, o evi ve seni…
Karanlık bastı mı doğacak tanlar,
Yolunu şaşıran seyyah utansın.
Bir kalbi kırmaya kalkan ellerden,
Dualar ters dönsün; vicdan utansın.
Bir taş at, sussun zalimin aç sesi,
Kalbim acıyor bu gece,
İçimde duygular üşüyor.
Yüzüme vuran yalnızlık,
Alıp beni uzaklara sürüklüyor.
Ayak uçlarımdan başlayan ölüm,
Uzak anımsamalar geçiyor dünden,
Bir martı çığlığı alıp götürüyor uzaklara.
Kahve molasında bir gazozcu haykırıyor,
Kalbimin ateşi düşmüş mısralara.
Birer yabancı gibi içinden geçtiğimiz anlar,
İçimde uzaklar birikti yeniden,
Alıp başımı gitsem diyorum.
Gönlüm can kenarında beklerken,
Taşa, toprağa karışsam diyorum.
Anılar, aklımın tam ortasında;
İçimdeki o acı sessizlik,
Uzun yıllar sonra tekrar konuştu.
"Geçmiş gün" derler ya,
O his bugünkü gibi yeniden oluştu.
Beni okşayan ellerinin,
Kalbimin en derinlerinde,
Canımın en iç yerinde bir sır gibi sakladığım.
Bir gülüşünün ötesi yok;
Kimseyi yerine koyamadığım.
Uyur uyanır gönül demliğinde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!