Bir kaşık sevdaya düğümlendi yüreğimin ipi,
Nefesimi kesen bu sensizlik, her gün tövbekâr.
En büyük yakarışım; kaderin, kaderim olsun,
Hasretin sırtımdan vurur, ciğerime kadar.
Bir çift gözün hapsinde bütün hayatım,
Sustukça kalbim ağrır,
Söz içte iz bırakır.
Aşk diye razı oldum,
Gülüşüm kan akıtır.
Yandı yüreğim ahla,
Yürek yarası yaralarsa,
Bir başkası dokunur soluna.
Kalbimi göğsüne gömdüğün gün,
Çocuklar gibi ağladım kana kana.
Gönül, hep bildiğini okur;
Fanidir, aldanma sakın yola.
Gönül, ne mal kalır ne mülk kula.
Yol da sensin, son yolcu da; anla,
Yürü bire, yürü, yalan dünya.
Sen bir yolcu, dünya da bir hancı;
Gönlümde sevda yükü var,
Yürür gündüz, yürür gece.
Yüze dost, geceye naçar,
Yürür gündüz, yürür gece.
Dağlar sırdaş, gönlüme taş,
Açık yaradan al kan fışkırıyor;
İçimde bir yangın var, sönmez yıllar.
Saatler günlere kayıp gidiyor;
Bir de bakmışım, akıp gitmiş yıllar.
Gözyaşım aynalarla konuşuyor;
Zaman, ah o zaman yok mu?
Dost mu, düşman mı bilemedim,
Aldıklarına bakıyorum da,
Verdiklerine hiç sevinemedim.
Ne olmuş kömür karası saçlarıma?
Bütün lisanlar buz tuttu,
Özlemin biriktikçe birikti avuçlarımda.
Yüreğime bir avuç toprak düştü sanki.
Bir mezar taşı gibi durdu sol yanımda.
Geçip giden yılların yorgunluğu üstümde,
Zaman, diyorum zaman...
Geçer bir varmış, bir yokmuş gibi.
Hayallerimi nasıl da alıp götürdü;
Tıpkı çocukluğum, gençliğim gibi.
Başımda kavak yelleri esmiyor artık,
Zamanın boyu kısaldı,
Sessiz bir testere gibi şimdilerde.
Saat, ha bire yaralıyor beni,
Küçücük bir damlanın içinde.
Hepsi geride kaldı yüzünün rengiyle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!