Bütün lisanlar buz tuttu,
Özlemin biriktikçe birikti avuçlarımda.
Yüreğime bir avuç toprak düştü sanki.
Bir mezar taşı gibi durdu sol yanımda.
Geçip giden yılların yorgunluğu üstümde,
Zaman, diyorum zaman...
Geçer bir varmış, bir yokmuş gibi.
Hayallerimi nasıl da alıp götürdü;
Tıpkı çocukluğum, gençliğim gibi.
Başımda kavak yelleri esmiyor artık,
Zamanın boyu kısaldı,
Sessiz bir testere gibi şimdilerde.
Saat, ha bire yaralıyor beni,
Küçücük bir damlanın içinde.
Hepsi geride kaldı yüzünün rengiyle,
İki bin on altıda bir hüzün ayaklandı,
Havada hazan, aynada rüya yankılandı.
Kursakta acı, kederlendi, kapıyı çaldı,
Tarih utandı, sustu, sensizliğe ağladı.
Suçlu bir sessizlik, yalnızlığa büründü yine;
Umulmadık bir zamanda o yol, nasıl da aldatıcı...
Yıktı dingin denizleri o her zamanki bildik hüzün;
Karlı gecelerde dipsiz bir kuyu kadar yaralayıcı.
Dinmeyen o büyük öfkenin ağır bedeli,
Zikzaklarla geçen bir hayat,
Bir ileri, iki geri…
Yakaladığımı zannettiğim umudu,
Çoktan almış götürmüş birileri.
Söyleyecek sözlerim var,
Bitmez hasretinle, yaz kış,
Umuda bağlanmış her ten.
Hayaller kurmuş, aldanmış,
Kandırmışsın kendini sen.
Bir yangınla sönen gözler,
Başımda esiyor asi bir rüzgâr,
Zulme boyun eğen dilsiz şeytandır.
Gönlümde kor tutar, yanar da yanar,
Zulme boyun eğen dilsiz şeytandır.
Zaman olmuş karla karışık bahar,
Yine kesmişsin sarı saçlarını,
Deli kızın türküsünü söylermişsin.
İçinden dışına taşan o sözlerle,
Soluna batar; sessizce sönermişsin.
İzin silinmez, kördüğümle bağlanmış;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!