Tarihin yaprakları çoktan tozlandı,
Kalbim, o eski hürriyetinde değil şimdi.
Ekmeksiz ve susuz kaldı hayal gücüm;
Vücudum esir, ruhum bütünüyle sensizdi.
Ölüm, her an bir nefes kadar uzakta,
Kalbi olana zor bir belaymış;
Yaşamak dedikleri aşk acısı.
Yaşını defalarca yakar aynı yerden,
Art arda gelir, çarpar parçası.
Eşen kuyusuna düşer bir gün;
Göz fısıldar, birkaç damla yaş süzülür.
Sessiz bir ıstırapla ıslanır dudaklarım.
Küflü demir parçaları içime batar,
Canım yanarken sızım sızım ağrır sol yanım.
Asırlık elemdir, bu düğümlenir boğazıma.
Gönül aşkından,
Gözyaşı dökmekten usandı.
Derviş gözlerim, yaş üretmiyor artık;
Ayrılık, ölümün diğer adı.
Boğazıma bir taş gibi oturdu sanki
Her gün bir şeyimi yitirir oldum;
Alnımda çizgiler belirdi demin.
Kalbim yara aldıkça kanıyorum,
Parça parça ölüyorum, bildiğin.
Zihnimdeki boşluklar çoğalıyor;
Bir türlü yırtıp atamadığım,
Bir kitap arasındaki mektup gibisin.
Oraya varmak yazılmamış ki,
Zindana asılmış kalbin ne bilsin?
İlk aşk, yol yorgunu kırık bir kalp;
Ruhum ölümcül bir derde tutulmuş;
Sağır bir bedende, dilsiz vicdanda kanar.
Ayrılığa yazgılanmış bir sevdaya düşmüşüm,
Yitip giden bir serapta kaybolurum apar topar.
Hayatın kıyısında, başka bir zamandayım,
YAZMAN
Her şey seninle başladı,
Sanki seninle bitecek.
Sensiz koca bir yalandı,
Sen var oldukça sürecek.
Yağmurlu bir günde solmuştu yüzün;
Gözümün önüne dünü bağlamıştı.
Avucunu öptüğümde açan çiçekler,
Cam kenarına düşen damlaları ıslatmıştı.
İnce bir sızıyla süzüldü bir damla,
Nefis sana tuzak kurar,
Bilemezsin ki yeminle.
Her gördüğün gül kokmaz yâr,
Seçemezsin ki yeminle.
Gözyaşınla yıka kalbi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!