Herkesin bir hikâyesi var;
Yedi kat gökteki kandilim,
Bu büyük günahın bahanesi çok,
Alevli ateşte yoldaş bildiğim.
En büyük yanılsamam,
Acıtan yaralar söner,
Aynı dert içten yanmışsa.
Geceler felaha erer,
Sinemde sitem yanmışsa.
İçimi ateşin kaplar,
Kara bulutlar var üstümde,
Mısralar boğazımda düğümlendi.
Tel tel dökülen saçlarım,
Akşamında hüzünlendi.
Çok mu şey istedim senden,
Gönlüme oturdu hüzünler,
İçime ise koskoca bir ağlamak.
Farkındayım, az az ölüyorum;
Zormuş kalbim ondayken yaşamak.
Keşke, diyorum bazen, vuslat,
El ayak çekilince şurama,
Yarım kalmak acısı saplanır.
Ömrümün hazin günleri
Gitmek ve kalmak arasına sıkışır.
Her daim geç kalmıştır gidenler.
İnsanın yüreği de, sinesi de,
Bu kadar mı yanar?
Yaralayan yarense,
Yara daha çok kanar.
Kabuk bağlamaz yaren yarası,
Acı çektikçe çürümeye başlar mı vicdan hiç?
İnsanın hayatı hiç bu kadar acır mı?
Parmaklarımın arasından akıp gittiğin gün,
Kopardın bir yanımı, kanattın yaralarımı.
Söyleyemediklerimi sakladığım dilim,
Bilmezdim içine düşmeden önce,
Sevmenin, sevilmenin bu kadar yaktığını.
Ne unutabilirsin, ne de vazgeçebilirsin,
İliklerine işleyen o gözlerin çırpınışını.
Ayağında prangalarla çarmıha gererler,
En derininden özlemek neymiş,
Canın yanarken solun çürür.
Sanki bir tabutun içine hapsolur,
Nasır tutmuş bir yüreğe gömülür.
Gözüne Azrail’in görüntüsü ilişir,
Yıllardır bekliyor bir yanım,
Sanki gelecekmişsin gibi.
Her sabah ezanında dua dua dökülür,
Birlikte kurduğumuz hayaller, ya Rabbi.
Yürüdüğüm sokaklar eskidi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!