Ah şu deniz var ya gülüm,
Ah şu koca deniz.
Koynunda ne sırlar gizlidir
Yakamozlar, martılar...
Ah şu deniz var ya gülüm
İki çuval gazoz kapağım vardı,
Kimini toplayarak elde etmiştim,
Kimini üterek, kandırarak...
İki çuval gazoz kapağı,
Eşeğin sırtına vursan
Dizleri bükülür...
Ey müjgan-ı kalp, ey ruh-i can, adın dilde yaredir.
Ey ruşen-i naz, çeşmi saba bugün biçare gamdadır.
Can-ı cem, ruh-i dem, her gün aşıklar yastadır.
Geldi hazan erdi bahar, kalpte adın sancıdır.
Her dem sever okşar eli, bu biçare hastadır.
Hala ismin yankılanır kervanların unuttuğu o sahrada.
Ben yaralı serçe, sense alıcı bir kuş.
Olmaz deme hünkarım olmaz bende vakit tez,
Sen kendine Zühre kadar seven bu kalbi seç.
Şubat soğuğu, ayazı bu zemheri içime dolan,
Gel ey sevgili, gel Zühre kadar seven bu kalbi seç.
Yürünmedik yol kalmadı
İklimine erişmek adına.
Çalmadık kapı kalmadı
Saadeti yakalamak uğruna.
Cenneti umup berzaha varanda
Göbeklitepe uyandı asırlık uykusundan.
Maziyi derinden duyumsayabilir
Burada her arayan.
Nazarı değince taşlara
Uzanıp girebilir zaman ve mekanın koynuna.
Kalbim soğuk, taş gibi
Gönül eğlen eğlen.
Gam, keder bugün yar gibi
Gönül gırla eğlen eğlen.
Bir köşeye oturup
Yine seni hatırlayacağım.
Yazmak vuslata dair olunca
Açılacak tüm kapılar
Gönlümde güller,
Tomurcuklar patlayacak.
Gözlerin yalan söyler mi sahi?
Dudakların masum mu sevende?
Ellerin dokunabilir mi sevdama?
Kelimelerin acıtır mı küsende?
Alacasında vakti kuşanıp,
Gözyaşı ırmağı akıtır sularını kalpteki yaraya.
Yeri yurdu bilinmez bir pınara dönüşüverir,
Kurumuş dallar gibi hatıralar,
O sular gibi yırtınıp durur yatağında.
Gözyaşı ırmağı akıtır sularını kalpteki yaraya.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!