Görmeden de sever insan.
Ellerini tutmadan,
Katığına aş yapmadan.
Turunçlar çiçek açarken gel.
Şu korona günlerinde
Külliyen alışverişte millet.
Hani okula yeni başlayan
Talebeler vardır ya
Çöp kutularının başlarında
Yeşil gözlerin, o latif sözlerin var ya!
Bir ömür sakladım seni ruhumda.
Bakışların var ya; vurdun, susamıştım aşka!
Ne sen bildin beni, ne ben, burada sılada.
Güneş vurdu pencereme, ay çekildi,
Rüzgarların dalgalandırdığı sahralar ne güzel.
Bir güvercin gerdanı gibi bekler durur ömür,
Şu mahallenin kedisi kadar
bir kıymetim yok dedi adam.
Banka yayılmış bir acayip somurturken.
Sokak kedilerine sahiplenen kız geçti yanından,
Uyuz köpekleri battaniyesiyle sarıp sarmalayan adam.
Saramadım yarin de kollarını
Veremedim acı da ilacını
Soranda ben bilemedim ayarını
Hadi oradan kız git işine!
Ben eğdim sen vardın mı yemişe?
Gözlerim yollarda,
Paspasın rengi kaçtı.
Bir ucu fare tutucu zamk,
Yol çatında, ovada…
Bir ucu bende kaldı.
Matruşka bebekler gibisin Hatçam
Ağzını her açtığında
Bir pırtik daha küçülürsün.
Tarlada meğel eder
Yirmi dört aralık bin dokuz yüz on beş sabahı
Saat beş on beş sularında top ve tüfekler
Yalımlar saçtılar Frenk kafirine karşı.
Babil harabeleri kadar tecrit edilmişti
Ve Kut’a mücavir azmaklar kadar
Yiğitlikte sığdı o bedbaht mütecaviz yığınlar.
Monşer nasıl olurum, anne?
Kışt kışt
Monşer nasıl olurum, anne?
Kışt kışt




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!