Tut bırakma ellerimi üşür biraz.
Küser, incinir sensiz mahzundur biraz.
Bu maceranın yazık sonu belirsiz
Sarıl bırakma diyor gönül avaz avaz.
Ben sana uzaklardan bakmak için gelmedim.
Ellerini, rüyalarda tutmak için sevmedim.
Kırık bir kalp bıraktın ardında
Bir kez olsun dönüp yüzüme bakmadın.
Arzular, buselik bir şarkının nağmelerinde yaşar.
Açınca kollarını bahar,
Hüzünler hep seni hatırlar.
Nergisler, vargit çiçekleri, kasımpatılar...
Acılar, suzinak bir şarkının nağmelerinde yaşar.
Mahalleden geçerken
Vurulup düştüm efendim.
Kahpe felek can yakar
Ben şaştım, kaldım efendim.
Sana yangın, vurgunum ben.
Koşmuş hanene varmışım ben.
Lal olmuş şakıyan dilim
Küllerinden doğup yanmışım ben.
Menekşe düşende.
Sarılıp asırlık bir çınara
Meçhul bir zamanda.
Renkleri karışmış,
Sararmış solgun bir yaprakta.
İstanbul konakları
Akçadır tahtaları
Benim yarim kuğudur
Sapadır bulakları.
Sevip, sevilmeyi en çok hak eden kadın,
Şiirlerde yaşayacaksın.
Eli, eteği öpülesi kadın…
Yanlış zamanda çıkmasaydın karşıma
(Hüseyin Nihal Atsız’a Saygı Şiiri)
Gök sancağı açar bir alp
Bozkurtlara başbuğ olmak için.
Geçip gitsin istedim,
Boynuma dolanan zamanın;
Hatırlatsın istemedim,
Ölgün duygularını yaşamın.
Kanat çırpışında o son demlerin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!