İki çuval gazoz kapağım vardı,
Kimini toplayarak elde etmiştim,
Kimini üterek, kandırarak...
İki çuval gazoz kapağı,
Eşeğin sırtına vursan
Dizleri bükülür...
Yürünmedik yol kalmadı
İklimine erişmek adına.
Çalmadık kapı kalmadı
Saadeti yakalamak uğruna.
Cenneti umup berzaha varanda
Göbeklitepe uyandı asırlık uykusundan.
Maziyi derinden duyumsayabilir
Burada her arayan.
Nazarı değince taşlara
Uzanıp girebilir zaman ve mekanın koynuna.
Kalbim soğuk, taş gibi
Gönül eğlen eğlen.
Gam, keder bugün yar gibi
Gönül gırla eğlen eğlen.
Bir köşeye oturup
Yine seni hatırlayacağım.
Yazmak vuslata dair olunca
Açılacak tüm kapılar
Gönlümde güller,
Tomurcuklar patlayacak.
Gözlerin yalan söyler mi sahi?
Dudakların masum mu sevende?
Ellerin dokunabilir mi sevdama?
Kelimelerin acıtır mı küsende?
Alacasında vakti kuşanıp,
Aldım kâğıdı kalemi elime,
Aklıma ne gelirse
Yazıp siliyorum,
Biteviye...
Geriye dönüyorum sonra
Her şey bir rüyaymış gelip geçti ömrüm.
Kalbinin vuruşları, gözlerimdeki ışıltı
Sığındığım gölgen
Her şey bir rüyaymış gülüm.
Her şey bir rüyaymış gelip geçti ömrüm.
Kapanmamış yaraları
Bana açtırdınız yine.
Unutulmuş düşleri
Üzerime giydirdiniz.
Şimdi çık, çıkabilirsen
Kanmayın ha!
Uzay Çağı yalanına,
Taş Devri'ndeyiz apaçık.
Bir yangın söner,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!