Adalarda kaldı ilk gençlik yılları.
Çekilen ağlarda, bir neyin kamışında
Durgun sularda kaldı ilk gençlik yılları
Yaz bitti diyen faytoncunun kırbacında kaldı.
Kayıkhanelerden yayılan o hoş seda bize yadigar kaldı.
Acılara alışırmış insan,
Yalnızlığa alışırmış,
Vakitsiz gelen ölümlere,
Susmuş şakıyan dillere,
Saatlerin tik taklarına.
Susamış bir çocuk gibi,
Küsmüş, kırılmış da,
Ağlamış ana kucağında...
Sen gidince öyle mahzun oldu dünya.
Açılmış ardına kadar kapılar,
Karşıma geçip öylece durmuşsun yâr.
Tenin uzak şehirlerin kokusunu taşır,
Bir yalıçapkını sazlıklardan havalanır.
Şu korona günlerinde
Bizim apartmanda ayrı bir telaş
Kreş yeri sanırsın Demir Apartmanı.
Gel gör çoluk çocuk öyle avaz avaz.
Boş bir hayale meyledip çerağ misali yanma kız.
Sarıp sarmala ten kafesi sırılsıklam aşığım kız.
Ağzını yerim senin, ağzını senin kız
Nazarın düşer lamekan
Nazarın, tepeden tırnağa gül kokan.
Gölgesi düştü üzerime,
Ne güzel diyesim geldi.
Susamıştı...
Meyveleri ala, sulu...
Dallarını kendi sandı.
Bozkırda...
Dört başı mamur bir beldenin serhatlerinde
Civanmertler tam tekmil nöbette bekler.
Cümlesi, baldıran zehri içtikte
Abıhayattır maşrapamızdaki derler.
Alçalıp yükseliyordu deniz.
Dudaklarında,
Kuruyup kalmış bir damla tuz;
Gözlerinde erimiş mavisi,
Ne güzeldir
Gözyaşları içinde
Yâd edilen
O mümtaz...
Eli öpülesi insan...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!