Yaşarken kıymeti pek bilinmez bizde insan evladının.
Ölünce evliya mertebesine ulaşanlar çok olur.
Abdalı ya da ermişi.
Yaşarken yarı aç, yarı tok yaşar da
Ölünce kurbanlıklar, adaklar, çelenkler sıralanır.
Keder devirir,
Viran eyler yurdu.
Özlerken deli
Yüreğime sardım seni.
Acılar dokunur elbet
"Ülkemin kara yazgılı çocuklarına ithafen..."
Ben henüz üç yaşında
Küçük bir kız çocuğuyum;
Uzun siyah saçarım var,
Bana gönül koymuşsun; cevap veremedim.
Mesafe koydum; bil istedim Abuzer Aga.
Gönül koymak bize yakışmaz.
Mesafe koydum şu aralar; beyanımdır:
Bir bakraç soğuk su versen.
Kız, elinden içsem sussam.
Gönül, elinden içsem sussam.
Beri gel kız, yollar toz duman.
Halin nicedir oturup sorsam.
Adalarda kaldı ilk gençlik yılları.
Çekilen ağlarda, bir neyin kamışında
Durgun sularda kaldı ilk gençlik yılları
Yaz bitti diyen faytoncunun kırbacında kaldı.
Kayıkhanelerden yayılan o hoş seda bize yadigar kaldı.
Acılara alışırmış insan,
Yalnızlığa alışırmış,
Vakitsiz gelen ölümlere,
Susmuş şakıyan dillere,
Saatlerin tik taklarına.
Susamış bir çocuk gibi,
Küsmüş, kırılmış da,
Ağlamış ana kucağında...
Sen gidince öyle mahzun oldu dünya.
Açılmış ardına kadar kapılar,
Karşıma geçip öylece durmuşsun yâr.
Tenin uzak şehirlerin kokusunu taşır,
Bir yalıçapkını sazlıklardan havalanır.
Şu korona günlerinde
Bizim apartmanda ayrı bir telaş
Kreş yeri sanırsın Demir Apartmanı.
Gel gör çoluk çocuk öyle avaz avaz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!