Bir insanın yüzünde bazen
Bir ömürlük cümle saklanırmış.
Sen konuşurken öğrendim bunu.
Dudağının kenarında duran o küçük gamze,
Sanki hayatın aceleyle yazıp
Esmer yüzünün karasına düşer ilk bakışım,
Sanki gece çöker içime ama korkutmaz,
Çünkü senin karanlığın bile ışık taşır bana.
Bir gamzelik gülüşün var ya…
Ömrümün bütün sessizliklerini bozan
O mucize çukur,
Senin gelgitlerin var ya...
İşte en çok onlara öfkeliyim.
Bir gün sahilime vurup
Ellerime umut bırakan,
Ertesi gün çekilip
Beni kendi içimde boğulmaya bırakan
Gerçek aşk bulunmaz inşa edilir,
Tarifi çok zor hem yanan hem yakan volkan gibidir.
İçini ısıtır, ummadığın anda doğan afet olur.
“Dur gitme ne olur”, kalp söyler durur,
Kalbi susturan o zalim gurur.
Ama yine söylüyorum işte,
Gördüğüm en güzel rüyaydın,
Uyanmak istemediğim...
Ne kadar acısa da canım vazgeçemediğim.
Aşk bu...
Ansızın düştün gönlüme,
Kor gibi yandım, kül oldum hasretinden,
Kalbimin en duru yerinden seslendim sana,
Ne sakladım içimde, ne düşürdüm yalana.
Sevdam ince bir ışık, sönmeyen bir iz,
Bir tek sen varsın içimde, tertemiz.
Yalan değmedi dilime, kirlenmedi sözüm,
Bir bak gözlerime, anlarsın özüm.
Kalbim yine sana kandı, inandı,
Her bir zerrem acıdan nasıl yandı.
Gittin, “bitsin” dedin, sustum,
Sadece kendime kızıp, kustum.
Bayram gibi geldin hayatıma,
Bir anlık hevesin, bir ömürlük sızı bende…
Hikâyenin sonu belli,
Ama bazen yanılmayı ölesiye istiyor insan.
Tuttuğun bir dileğin ardından gelen bir yabancı,
Bilmiyorsun ki; aslında o da bir yalancı.
Tecrübesiz kalbine mi,
Yoksa karşındakine mi sitemin çözemiyorsun.
Onlar, aynı göğün altında doğmamışlardı belki,
ama aynı kader çizgisine değmişti avuçlarının içi.
Biri karanlıktan çıkmayı bilen bir ışık,
diğeri ışığa alışkın olmayan bir gölgeydi.
Gölge olan, kendi iç savaşına tutsaktı;
Senin adın aşk...
Neden kalbim kırık, gözümde yaş.
Kader mi vurdu, yüreğin mi taş.
Yanıyor canım...
İçimde kanayan bir kadın haykırır feryat figan,
Kimseler duymuyor yüreği darmadağın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!