Gördüğüm en güzel rüyaydın,
Uyanmak istemediğim...
Ne kadar acısa da canım vazgeçemediğim.
Aşk bu...
Ansızın düştün gönlüme,
Kor gibi yandım, kül oldum hasretinden,
Hikâyenin sonu belli,
Ama bazen yanılmayı ölesiye istiyor insan.
Tuttuğun bir dileğin ardından gelen bir yabancı,
Bilmiyorsun ki; aslında o da bir yalancı.
Tecrübesiz kalbine mi,
Yoksa karşındakine mi sitemin çözemiyorsun.
Onlar, aynı göğün altında doğmamışlardı belki,
ama aynı kader çizgisine değmişti avuçlarının içi.
Biri karanlıktan çıkmayı bilen bir ışık,
diğeri ışığa alışkın olmayan bir gölgeydi.
Gölge olan, kendi iç savaşına tutsaktı;
Senin adın aşk...
Neden kalbim kırık, gözümde yaş.
Kader mi vurdu, yüreğin mi taş.
Yanıyor canım...
İçimde kanayan bir kadın haykırır feryat figan,
Kimseler duymuyor yüreği darmadağın.
Kalbimde bir yer var,
Kimse bilmiyor adını,
Sen dokununca açılan,
Sen susunca kararan,
O yaralı, o inatçı yer...
Bir sen vardın içimde, sustukça çoğalan,
Geceme yıldız gibi düşüp de çoğalan.
Adını her anışımda titrerken kalbim,
Sen gittin… ama içimde kalanla çoğalan.
Bir bakışın vardı, ömrüme yazılan kader,
Ben sana yüreğimin kapısını ardına kadar açtım,
Sense, gölge gibi girip, sessizlik gibi çıktın hayatımdan.
Aşktı bu...
Yandım, inandım, bekledim.
Ama çok geç kaldın.
Sırtıma sapladığın kelimeler
Ben sana inanmıştım…
Geceleri adını dua gibi fısıldayacak kadar,
Gözlerine bakınca kader sandım seni,
“Bu sefer gerçek” dedim,
Meğer en güzel yalanıymış ömrümün.
Bir harf düşer kara tahtaya,
Bir ömür yeşerir o an.
Bir ses yükselir sınıflardan,
Geleceğe uzanır bir yol.
Sen öğretmensin…
Kalbi kanar mı insanın,
Öyle damla damla değil,
Oluk oluk…
Her hücresi can çekişir mi acıdan,
Aldığı nefes batar mı boğazına,
Ölmek için yalvarır mı Tanrı’ya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!