İstanbul sabahına düşmüştü o an,
Sisler içinde saklı bir devran…
Kadının elinde narin bir şemsiye,
Gözlerinde suskun bir ferman.
Bir adım attı…
Menemen Kokusu
Bir sabahın en sade anında başladın bana,
Tavada usulca dağılan bir düş gibi.
Domatesin kızıllığında utangaç bir sevda,
Yumurtanın sarısında saklıydı kalbin gibi.
MERHABA SEVGİLİM
Merhaba sevgilim…
Hayat yine çok yormuş ikimizi de.
Belli ki dünya,
MESELA
Yapacak ne çok şeyimiz vardı oysa...
Rüzgârı birlikte dinleyemedik mesela.
Bir sahil yolunda aynı dondurmayı paylaşamadık.
METRİS ÖNÜNDE
Metris’in önünde uzayan o yol,
Bir ömrün hüznünü taşıdı geceye.
Ben seni beklerken çürüdü zaman,
ŞİİRLERİMİ DAĞIT...
Ben ölürsem eğer; şiirlerimi dağıtın...
Rüzgâra, dar sokaklara, bitimsiz yollara.
Her mısra bir adım olsun,
Her kelime, bir nefes gibi kalsın bu dünyada...
Gözlerim kapalıyken bile,
Mor menekşe tadında bir yalnızlık çöktü bu gece;
Kokusu sen... Rengi biraz hüzün.
Parmaklarım boşluğu okşarken,
Sanki evren senden kalan bir sürgün.
Gökyüzü suskun, yıldızlar yorgun;
Mor ve siyah
Aşkın ve sabrın en çetin sınavından geçiyorum;
Ruhuma örttüğüm bu mor yazma, içimdeki o derin yangının gölgesi.
Gözlerimi kapattığımda, parmaklarının arasından akıp giden siyah tesbihin sesini duyuyorum;
Her bir habbesi, gecenin zifirinde adını söyleyen sabırlı birer dize.
Sessiz Mucizeler
Bazı insanlar vardır;
Sessizce geçerler hayatın içinden.
Ne alkış beklerler yollarda,
Ne de bir teşekkürün sıcaklığını...
Bir kapıyı usulca kapatır gibi,
MUHTEMEL AŞK
Sana rastladığım gün, kader ilk kez kendi yazdığı cümleyi sessizce okudu. Ne adını ezberledim önce, ne de yüzünü... Ben, gözlerindeki yorgunluğun benim yalnızlığıma benzediğini sevdim.
İnsan , hiç dokunmadığı bir omzu özler mi? Ben özledim... sen, varlığınla değil, ihtimalinle yer ettin içimde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!