KIRMIZI IŞIKTA
Bir zamanlar
adımı söylerken
dilin tutulurdu heyecandan;
Tüm dünyayı rengârenk boyadım bir gün,
karanlığı sildim avuçlarımla,
siyaha yer bırakmadım içimde—
çünkü senin yokluğun yeterince geceydi zaten.
Renkleri tek tek seçtim kalbimle,
en çok kırmızıyı sevdim…
KIRMIZI YAKUT ELBİSELİ KADIN
Bir gün...
Ben, kızıl saçlarımı omuzlarıma bırakıp, üzerimde kırmızı yakut elbisemle sana doğru yürürken, sanki dünya bütün renklerini sessizce bana emanet edecek.
Kapımda bekleyen ne, bilmiyorum…
Yüreğim kara kışa gebe,
Koskoca bir boşlukla titriyor içim.
Her gece sessizlikle sarmaş dolaş,
Buz kesmiş hatıralar çarpıyor göğsüme.
Eskimiş bir fotoğrafın kenarında unutulmuşum,
Zaman bile dokunmamış yüzüme; sen çoktan silmişsin.
Sen başka kollarda gülerken, ben sende uyumuşum;
Bir rüyanın içinde kaybolmuş, uyanmayı bilmemişim.
Maskeymiş her gülüşün, her sözün bir tuzak...
KONUŞMADAN ÖLDÜRMEK
Bazı adamlar,
ellerini hiç kaldırmaz...
bilirler;
en derin yaralar,
Yanıyor yüreğim, kor gibi hâlâ;
Üstünü küllerle örttüm sanmıştım...
Oysa bir nefesin yetti bak,
İçimde yeniden alev aldı adın.
"Unuttum" dediğim her an,
Kozadan Kalan
Sen hiç ipek böceği gibi
kendi kozanı yarıp çıkarken
ardında bıraktığın karanlığa dönüp baktın mı?
“Sonra ne olurum?” diye değil,
KULAKLIK
Kulaklığımı taktım bu gece...
Dışarıdaki dünya sustu,
ama içimdeki sen,
sesini biraz daha yükseltti.
Küllerle Yaşamak
Ateş oldun içimde, yaktın beni,
savurdum küllerini… kaldım ortasında hayatın.
Bir ekmek aldım akşamüstü, yarısını yedim,
yarısı sana kaldı… gelmeyeceğini bile bile.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!