İlk Adım
Gürültüyle gelenler unutturur sükûtu,
Açılan her kapı ardında bir rüzgâr bırakır.
Oysa insanlar gölge gibi sessiz,
Kapıyı hiç çalmadan sızar kalbin eşiğinden.
Ne bir ayak sesi duyulur ne bir kilit gıcırtısı,
Bir bakarsın, çoktan taht kurmuş en derin kuyuda.
İçeride bir ışık yanar birdenbire,
Karanlık, kendi kabuğundan utanır o an.
O zaman anlar insan;
Meğer daha önce hiç nefes almamış,
Yürüdüğü yollar yalnızca taşmış, tozmuş...
Meğer her bahar geçkinken, her sevinç yarımmış.
O zaman anlar hayata yeni başladığını.
Gökyüzü ilk kez bu kadar mavi,
Zaman ilk kez bu kadar tekinsiz ve güzel...
bir insan kapıyı çalmadan girerse kalbe,
Dünya durur, ruh yeniden doğar o ilk hecede.
Gözlerin, avuçlarıma dokunan ilk gerçekti,
Bir nehrin yatağını bulması gibi sessiz ve derin...
Senden önce adımladığım sokaklar meğer hayaletmiş,
Ben meğer sadece beklemek için yaşamışım seni.
İçimdeki kırık camlar gülümsüyor şimdi,
Eski yaralar, adını duyunca birer çiçeğe dönüştü.
Rüzgâr artık soğuk değil, senin kokunu getiriyor,
Zaman artık kovalayan değil, yanımızda duran bir dost.
Bak gözlerin, gözlerimin hizasında bir milat,
Gelişinle silindi takvimlerden o eski kışlar.
Görünmez bir tebessümle mühürlendi zaman,
Avuçlarımda hayatın o taptaze kokusu var.
Artık ne kapılar ardındaki sürgünüm ben,
Ne de yorulmuş bir yolcu zamanın çarkında...
Sen kapıyı çalmadan girdin ya içeri;
Ben ilk kez nefes aldığımı anladım,
seninle tamamlandım bu dünya hayatında...
Kayıt Tarihi : 20.10.2026 16:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!