Ne bir gam var ne keder, bakmaz gözün hâneme,
Mutluluğu ararsın, oysa aşk bende, benimle.
Varlığım yokmuş gibi, kaldım yine kûşede;
Yıkan sözler gizlidir, şimdi senin dilinde.
Aşkınla yaşarım, aşkınla ölürüm ben,
Cânımda sır olan sevdanı bilirim ben.
Uzakta olsan da hayâlin yanı başımda,
Takdîr ne eylerse eylesin, görürüm ben.
Yollar uzak ise yılmaz bu sabr u metânet,
Aşk dedikleri, gönle düşen ani bir kıvılcım mı,
Yoksa zamanın avuçlarımızdan sızan bir hilesi mi?
Koştukça uzayan bir gölge gibi peşimizde,
Her adımda bir damla yaş dizer alnımıza.
“Gözlerimi aslâ kapatmam” demiştim sana ben,
Geceyi bile yaktın, feryâdım oldu sana ben.
Söylediğin her bir söz hançer gibi saplandı,
Ne bir ümîd kaldı bende, ne hayâl bana ben.
Yoruldu gönül artık, bir daha bakmaz sana,
Karanlık sokaklarda kaçarım hâlâ, sabah nuru ararken
Pusu kuran düşmanlar vardır, dost elimi uzatırken
Düşünceler içinde bocalar, gözyaşım akar gizlice
Birden sıyrıldım hengâmeden, karşımda yüzsüz bakarken
Derdi kimseye açıp da söyleyemedim,
Âkıbetim ne olur bildim, bilemedim.
Ayrılık âh ayrılık, ben bî-çâreyim,
Bu sevda yordu beni, bir dem gülemedim.
Bir gün dönersin diye tuttum ben bu yolu,
Çocukluğumun tek kahramanı canım babamdı,
Ne Karaoğlan ne de kara Murattı o babamdı.
Yüreği sevgiyle dolu, cefakâr idi her zamandı,
Elinde derman, elinde umut vardı o babamdı.
"Baba" dedi çocuk, "bu getirdiğin elbise dar," Sormadılar hiç babaya, "baba senin neyin var?"
Hep bir ağızdan seslendiler: "Baba şunu al,"
Bitmedi istekler: "Baba, bir de şunu al."
Bilmediler yükü ağır, sırtındaki hırka dar,
Dünya geniş olsa ne yazar, babanın kalbi var.
Ömrün bahârı geçti, hazân kaldı bu dile,
Bensiz kurulan hayâller dokundu hâlime.
2026
Bayburt dağı ince ince duman olunca,
Yar hasreti beni yakar ömür boyunca.
Bayburt Kalesi'nden baksam aşağı,
Gönlüm sarmalıyor bu dertli çağı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!