Ne yapayım, neyleyim, virân oldu dünyam,
Gönül hânem harâbedir, yıkık durur canem.
Zihnim bir sis içre, kayıp akl u kemâlim,
Bu rûh artık hakîkati bilmez olur canem.
Gördüğüm düş müdür, gerçek midir, yalan mı?
Sevgide susuz kalan cânın âhını,
Sevdâda aldananın derd-i şânını,
Bî-ümîd aşkta yananın eşkini,
Sînemde bilip bilip çekiyorum.
Aşkın kulu olmuş bî-çârelerin,
Çareyi derdinden alan derde derman eyler,
Gönül bir kez sevdi mi ölümü ferman eyler.
Bülbül-i dil aşk ile feryada durur her dem,
Bağrı yanık bu diyarda delikanlım ne eyler?
Yârin gülün el bülbülü över durur âlemde,
Ak yollarda seyrederim ben bu can ile,
Mevlâ ne hoş yaratmış kulu hâl ile.
Derviş gönül sükût, nefis seyranda,
Gözümde donan yaş ne kuru ne sel ile.
Dağdan eser bâd, duâmı alır gider,
Yorgunluk çöktü şu zayıf bedenime,
Diz çöktü can, varamaz yolların izine.
Nice sertlik gördüm, eğilmedim kimseye;
Lâkin senin acın vurdu yerin dibine.
Şarap sandım içtiğimi, meğer âteşmiş bana,
Bu zehri bal bilip içen, ayık kalan kim olur.
Bir nazarın yetti bana, yıktı sabrı aklımı,
Bu gönül virânedir artık, ma‘mûr olan kim olur.
Bazen duygular bile esir kalır,
Göz bakar, yürek susar.
Yürek konuşur…
Ama benim dilim yoktu.
Bir kere söyleyemedim.
Gündüzümde, gecemde varlığın nihansın,
Gönlümde dinmeyen, tükenmeyen sevdamsın.
Bir oda boş kalır gülüşün gidince,
Hayâlinle dolu her köşem, mekânsın.
Yüreğimde sızlayan kadim bir yarasın,
Beni benden alan, uğrunda kurbansın.
Dinmez gözümden akan bu eşk-i gamlı,
Tesbihte taş taş sabır verdin bana hamdli.
Artık acıtmaz o yakıcı bakışlar,
Düşman görse dahi seni hayran kalır.
Bir ben kaldım elde, hatıra yüklü,
Bahar gelse de gönlümde açmaz çiçek,
Soldu bağ-ı ömrüm, hüzünle dert ekerek.
Hazân yaprağıyım, rüzgâr ile savrulurum,
Ben fırtınayla yanar, kül gibi dağılırım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!