Sessizim işte
Şimşeklerin çakılışında anladım
Fırtına öncesini
Bulutların poyraza eşlik etiğinde anladım
Yağmurun tuhaf tuhaf toprakla buluşacağını
Yalnız süvarinin nal seslerinde anladım
Gönlümde açan güllerin en güzeli,
Bir selamını yolla gelsin evime.
Hasretin yaktı içimi, derinden derine,
Bir nefesin olsun, can versin yüreğime.
X
Gökyüzü mavisi gülüşlerinde saklı,
Yüreğim dar geliyor göğsüme,
gövdem bir şehir kadar yorgun.
Göğsüm sokağa, sokak şehre,
şehir dünyaya dar.
Bir puro yakıyorum; dumanı bile kaçacak yer arıyor.
Sonsuzluğun kıyısındayım vezir
Göğün karasıyla yerin kızılı birleşmiş
Merdiven göğe doğru basamak, basamak döşenmiş,
Nefesin her saniyesi teker, teker işlenmiş
Ellerim titrek, ağaçlar kalem denizler mürekkep
Haydi yaz, ne zaman ve nerede bitecek
Kışa,
Şairler hep aşinadır Güz’e
Varsın desin ayrılık var Kış Güz’e
Bahar; muştu ve veda
Kimi hoş bir geliş kimi yaldızlı bir gidiş
Kainat desen desen melal ve neşe
“En güzel olan sözü söyle.”
Kavl-i ma‘rûf olsun, gönül incitmesin sözün;
Kavl-i sedîd olsun, hakikatten dönmesin özün.
Titrek adımlarla geçtim bu topraklardan,
Srebrenitsa'nın acı yükü sırtımda.
Bir zamanlar güvenli eman yurduydu koca balkan,
Şimdi kan ve gözyaşıyla kaplıdır evlad-ı fatihan .
Bir zamanlar sükûnet dolu bir belde-i tayyibeydi,
Her direniş
yeniden umutlandırır beni;
gök mavi, deniz mavi, içimde umut,
özgürlüğe bir adımdır Sumud.
Göklerin, yerlerin sahibi
İşte budur büyük sanat,
Her mevsim kendi güzelliğiyle tabiatı,
Tabiat, içindeki yaşayan güzelliklerle
Bir bir, renk renk resmeder zamanı.
Anlamak gerek,
Mevsimde tabiat da
Taşın kalbinde saklı bir sır gibi çatladın,
Betonun inkârına karşı hakikati haykırdın;
Ey sarı çiçek, yoklukta varlığı kanıtladın,
Çöle bir diriliş muştusunu uyandırdın.
Taşın suskun alnına yazılmış bir dua;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!