Odam dört duvarlıdır
Duvarı çakıl taşlıdır
Odam dört duvarlıdır
Duvarı çakıl taşlıdır
Nakarat:
Liyakatle durursun sınıfta her gün,
Edep ile parlasın özün ile sözün.
Vicdanın ışık tutsun karanlık çağa,
İmanla yoğur ruhumuzu, öğretmenim.
Geceni gündüzüne kat; işle istikbalini.
Rahmettir insana, kurtuluştur sonsuzluğa,
Zamanın sesi akar derinden içe doğru.
Dilimde dua, secde en yakın andır sultana,
Bir arınma, bir tefekkür, yöneliş yüce kitaba.
İnziva başlar içte, suskunlukta doğar hakikat,
Zaman ve mekanın esiri miyiz?
Modern dünyanın kelepçeli kölesi miyiz?
Tarihin zindanına hapsolunmuş birer mahkumu muyuz?
Özgürlükleri elinden alınmış mahkumların gardiyanı mıyız?
İnsanlıktan boşalmış yeryüzünün gamsız âdemi miyiz?
Koşmaktan takati kalmamış,
Bir kuş konuşuyor, bilmem ne haykırıyor,
Acaba bize bir şeyler mi söylüyor?
Doğa cennetinde Hüdâ’ya şükür mü ediyor,
Süleyman da değiliz ki anlayalım dilinden.
Pepük kuşu musun, hüdhüd müsün?
Adı Rim, ya da başka bir çocuk
Burada isimler uzun sürmez, kan oluk oluk
Bir kurşun telaffuzu bozar, ama ürkmez
Bir bomba hafızayı siler, ama iman sönmez
Her sabah, bismillah derdi ayakkabısız
Bir yol var önümüzde uzun, dikenli,
Sonu bilinmez başı elemli,
Belki kimse dönüp bakmaz bu garip yolculuğa,
Leş kargaları gülecek yalnızlığımıza.
**
Sahipsiz miyiz bu mevsimlik odada,
Burası diyar-ı candır,
Kıymetlisine yârdır.
Yaslandığı dağ Beydağı’dır,
Göğe doğru heybetli bir kartaldır.
Bu dağ beydağı’dır,
Asi ve maviye tutkun,
Sen çiçeklerin hatırına yaşamaya gelmedin bu dünyaya.
Sana düşen,
kapıların yüzüne kapandığı yerde
kendi alnınla bir yol açmaktır.
Kapandı dedikleri yerde bir kapı olmak,
Mavi gök altında tükenmiş sözler,
Yüreğimde yeniden doğuyor sessizce.
Söz kalmadıysa da, anlamlar hâlâ diri;
Çünkü bir sır fısıldanıyor kalbimin derininden.
Ben sustum;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!