Canını canıma kattım.
Ömrünü alnıma yazdım.
Ömrümün bütün renklerini seninle buladım.
Her rengi bir gökkuşağı oldu.
Her rengi eşsiz bir güzelliğe savruldu.
Bütün renklerin içinde sen vardın.
Yandım,bittim öldüm mü?
Nasıl unuttum gördün mü?
Sen bensiz nasılsan artık
Bende öyleyim çözdün mü?
Git,git yürü be koçum
Dayanılmaz, içimi paramparça eden bir hasret var içimde.
Seni görmeyi çok isteyip ama görünce de ayakta duramayacak kadar acılı bir yürek var.
Vücudumu taşıyamayan ayaklarım, tüm ağırlığını yaşayan bir kalbim, başımı döndüren senin sesin…
Ve ben her seferinde şunu düşünüyorum:
İnsan birine bu kadar nasıl bağlanır?
Bir ses, bir bakış, bir yokluk…
Öyle ağırlık var ki üstümde...
Yılların yorgunluğu yavaş yavaş
Çöküyor gözlerime.
Sırtımda taşıdığımm yüklerin izi var.
Kimsenin bilmediği savaşlardan çıktım ben.
Sevemiyorum artık.
Eski bir gramofonun içine bıraktım duygularımı,
ses vermiyor kalbim,
çalmıyor içimde hiç olmuş şarkılarım.
Eskimiş, köhne bir balıkçı teknesinde
Güller
Ah...güzel kırmızı güller
Nasıl başarıyorsun
Hem aşkta
Hem ayrılıkta birlikte olmayı
Rengin mi?
Bir gün daha bitti
Güneş bütün ihtişamıyla gökyüzünde
Bulutlarla sarmaş dolaş etrafına bıraktığı muhteşem renklerle batıyor
İçimi ısıtan sıcaklığı göz kamaştıran eşsiz ışığı ile
Yüzüme vuran pırıltısı beni benden alıp başka diyarlara
Götürüyor
Sen geldiğin gün güneş tutuldu,
Işıklar söndü tüm dünyada, “geldi” dedim.
Güneşim, yoluma ışık olacak; varlığın sebebim.
Güneşim, parıldayan, göz kamaştıran güzelliğin…
Sen gittin diye
Ben bitmedim
Sen ittin
Ben gittim
Beni sevmiyorsun diye üzülmedim
Seni seviyorum diye tükendim
Harpten çıkmış gibiyim,
Yıllardır savaşmış gibi.
Ne derman var ayaklarımda,
Ne bir kez daha savaşacak güç.
Üzerimde eski bir üniforma,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!