Sen geldiğin gün güneş tutuldu,
Işıklar söndü tüm dünyada, “geldi” dedim.
Güneşim, yoluma ışık olacak; varlığın sebebim.
Güneşim, parıldayan, göz kamaştıran güzelliğin…
Sen gittin diye
Ben bitmedim
Sen ittin
Ben gittim
Beni sevmiyorsun diye üzülmedim
Seni seviyorum diye tükendim
Hasret kaldığım gecelerde
üstüme yorgan çekmiştim.
Üşümüştüm, titreyen bedenim,
içimde yanarken ateş...
Gözlerimde yangınlar ağır ağır yanarken,
Çocukluğumun omurgası eksikti benim
Bir yanım sürekli devrilmeye meyilli
Bir yanım dünyaya karşı dişlerini sıkıyordu
Evimizin duvarlarında sessizlik küf tutardı
Ben o suskunluğun içinde büyüdüm
Bir adamın yokluğu
Bir nazarın düştü üzerime;
mehtabın bile hicap ettiği
o saatten beri
ruhumda kıyamet-i suğra.
Seni sevmek,
Sen geldin,
içimde yıllardır kapalı duran
bir kapının kilidi kırıldı.
O günden beri
kalbim,
Hani ipliği o küçücük iğnenin gözünden geçirmeye çalışırsın ya,
ben de işte o ip gibiyim.
O daracık yerde sıkışıp kalmışım.
İleri desem olmuyor,
geri desem canım yanıyor.
Ne kopabiliyorum,
İhanet,saklı bir çember
Yapan kalleş
Affeden nağmert olsun
Bana kıyan sen
Yolun layığına açık olsun
İhanete sarılır mı insan?
Sarılırmış, istemese de.
Bir köşede beklermiş,
Önce umutla,
Sonra belkiyle,
Zahmet edip geldin…
Zor oldu sanırım.
Yüzünde anlayamadığım başka bir suret,
gözlerini gözlerimden kaçırışın…
Neden?
İki kelâm etmedin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!