Hadi kalk ayağa
Denizi dinle konuşmak desin
Toprağı dinle barışmak desin
Göğü dinle sevişmek desin
Yüreğinin sesini dinle aşk desin
Bana, “senin için bittimi artık” diye sordular.
Cevap veremedim.
Ne diyebilirdim ki…
Bitmedi desem, içimde hâlâ bir yer kanarken gülüp geçeceklerdi.
Bitti desem, en çok kendime yalan söylemiş olacaktım.
Cevap veremedim.
Sen yaşa,
Yeter ki sesine hasret bırakma.
Bülbüller susuncaya kadar,
Gün sabaha eremeyene dek yaşa.
Yaşa ki...
Beni sesine hasret bırakma.
Ben, beni kaybettikten sonra
Benden sevgi bekleme.
Benim “ben” oluşumu,
Bana kaybettirdin sen.
Kirpiklerimde pas tutmuş geceler var benim,
Her biri cinnet kokan suskunluk taşıyor.
İçimde kurşuni bir kıyamet büyüyor usulca,
Ve ben hâlâ insan diye dolaşıyorum.
Gözlerim…
Artık merhamet barındırmıyor hiçbir surette.
Sen ki...!
Senden başkasını görmeyen gözlerimin
Bulutların ardında saklı kalan cennetimsin
Uyandığımda yüzüme vuran vuslatım
Cihana sarıldığım sen
Dalında kuruttun beni.
Bekledin, yapraklarımı dökene kadar.
Kesmedin ki yeniden çiçek açayım boğum yerimden.
Öylece bıraktın beni.
Sararttın, nefes alamayayım diye.
Denize düşen yakamoz ışığı,
gecenin suskunluğunda seni aradı.
Ay sustu, yıldızlar uzaklaştı,
ben yine adını fısıldadım dalgalara.
Bir gece daha sensiz geçti,
Mahzenlerde sakladım senden kalan geceleri,
küf tutmuş duvarlara adını yazmadım.
Çünkü bazı isimler vardır,
taşa işlense bile insanın içinden silinmez.
Dağları aştım,
Deli ettin ömrüm,
ömrüm hep bana mı?
Olacak zulmün,
nedir bilmem bu ziyan...
Ahlarım zehir, yılan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!