Kirpiklerimde pas tutmuş geceler var benim,
Her biri cinnet kokan suskunluk taşıyor.
İçimde kurşuni bir kıyamet büyüyor usulca,
Ve ben hâlâ insan diye dolaşıyorum.
Gözlerim…
Artık merhamet barındırmıyor hiçbir surette.
Sen ki...!
Senden başkasını görmeyen gözlerimin
Bulutların ardında saklı kalan cennetimsin
Uyandığımda yüzüme vuran vuslatım
Cihana sarıldığım sen
Dalında kuruttun beni.
Bekledin, yapraklarımı dökene kadar.
Kesmedin ki yeniden çiçek açayım boğum yerimden.
Öylece bıraktın beni.
Sararttın, nefes alamayayım diye.
Denize düşen yakamoz ışığı,
gecenin suskunluğunda seni aradı.
Ay sustu, yıldızlar uzaklaştı,
ben yine adını fısıldadım dalgalara.
Bir gece daha sensiz geçti,
Mahzenlerde sakladım senden kalan geceleri,
küf tutmuş duvarlara adını yazmadım.
Çünkü bazı isimler vardır,
taşa işlense bile insanın içinden silinmez.
Dağları aştım,
Deli ettin ömrüm,
ömrüm hep bana mı?
Olacak zulmün,
nedir bilmem bu ziyan...
Ahlarım zehir, yılan.
Seni sevmek,
bir kapıyı çalmak değildi;
hiç açılmayacağını bildiğin bir eşiğe
her gün yeniden umut bırakmaktı.
Yolumu kaybettim çıkmazlardayım
Yığılmış önüme arsız duygularım
Hain gecelerde ıssız çığlıklarım
Viraneyim sensizlikle divaneyim sessizlikle
Çıkmıyor sesim esaretim
Esaretim lanet yokluğuna
Aşk acı çekmektir,
Acı olmazsa anlamı olmaz.
Aşk, fedakârlıkları sonuna kadar götürmektir.
Gözyaşlarınla büyütmektir,
Aynı bir tohum gibi.
Gel…
Adını söylemeyeyim bu defa,
Çünkü harflerin bile kıskanır birbirini sende.
Ben seni
Eski bir şairin kaleminden düşmüş en güzel kaza gibi sevdim.
Ne plan vardı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!