Eren Çiçek Şiirleri

152

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Doğduğum şehri hatırlamıyorum. Onu ilk gördüğümde yedi yaşındaydım. Yedi yaşından önceki hayatım bir hiç.
Sonraları çok değiştiğimi fark ettim. Bu elimde olan bir şey değildi. Aynaları suçlayamazdım.
Gölgemi avuçlarımda tutabilseydim eğer belki de kanatlarını bağlayacaktım. Kendi özgürlüğümü gökyüzünden çalacaktım. Şu anda o başka insanların önünde diz çöküyor.
Yaşadıkça özgürlüğümün elden ayaktan kesilerek yaşlandığını hissettim. Gölgemle birlikte ben de yaşlanıyorum.
En ucuz bir işte çalışmaya başladığımda bile ölüm ile hayatı ...

Eren Çiçek

ıhlamurlar yere düşerken

kokun sarkar burnumdan

gözlerin çarpar rüyalarıma

Devamını Oku
Eren Çiçek

bir keresinde onu beline değen saçlarını boynuna dolayarak intihar etmeye çalışırken gördüm
bacaklarına sarılıp ağladım
sevişmelerimize engel olan soğuk duvar işte o
umarım bir gün yıkılır ve kalbi kırılır
her ağacın kaderi gibi kökleri önünde diz çöker
her kök gibi bir gün kanatlanıp uçar

Devamını Oku
Eren Çiçek

her gece yeni bir şehir kurdular denizde balıkçı gemileri yine bir balık tuttu kendisine ağları ağlayan balıkçı kıyıda kürek çeken sandalcı dümenini karaya çevirince yeni bir küfür keşfettiler kendilerine sırtına saplanan rüzgar köleleri baştan aşağıya yorgun bir anda sarhoş olup karanlığın sofrasında denize çapa attılar ve gözden kayboldular içlerinden sövdüler teknelerini batıran demir yumruğu bir anda pas tutup denizin ortasında gökyüzüne kafa attılar ve sözde uçtular yeni bir hayat kurdular kendilerine balıkçı gemileri yine bir balık tuttu kendisine ağları ağlayan balıkçı

Devamını Oku
Eren Çiçek

Her şey ; kötü kokan dengesiz bir sistemin yamuk terazisinde ayakta durmaya çalışan genç bir işsizin, şehrin kayıp afişleriyle dolu renksiz duvarlarının dibinden ürkerek geçerken, iş bulma umuduyla bakındığı derme çatma dükkanların camında tesadüfen okuduğu bir yazının anlamını düşünmesiyle başlar:

‘’ aile mezarlığımız alt kattadır! ‘’

Devamını Oku
Eren Çiçek

piyano çalıyordu odasında müzik besteliyordu kuş tüyünden kalemiyle notaları geçiriyordu saman kağıdına ara sıra balkona çıkıp intihar süsü veriyordu bakışlarına gözlerim odasında aklı yine piyanosunda piyano çalıyordu odasında parmakları notasında keşke ben de yanında olsaydım o kızın piyano çalardık birlikte parmaklarımız aynı anda değerdi notaya aynı anda birbirimize aşık olurduk keşke babası kalbini çalıp kızının odasına girmeseydi piyano çaldı burjuvadan babasına bambaşka bir piyano istedi odasına aklı yepyeni notalarda gözlerim odasında aklı yine piyanosunda piyano çalıyordu odasında parmakları notasında

Devamını Oku
Eren Çiçek

ekmeğin yoksa vereyim
açlıktan ölmeni istemem
üşüdüysen söyle
sana güneşi böleyim
sen benim gölgemsin
ten renginde

Devamını Oku
Eren Çiçek

gözünü çıkartacak karanlığın biraz daha toprağı kurcalarsa işin özünü sözünü tutmayacak yere ekilen ölü tohumlar zaten hiç kimsenin suladığı falan da yok meyve bahçelerini boşuna beklemeyin değirmenlerde gereksiz yere girmeyin ekmek kuyruklarına su yoktur aslında çarkına vuran dinmez öfkesinde suya benzer sıvı vardır irin dolu akıntılarında apollon’un askerleri ! saldırın elmamıza göz dikenlere ölü tohumları toprağa gömmüşler biz uyurken geceleri çıkartın gözlerini timsahın ağlayamasınlar bir daha sahte gözyaşlarıyla sahte kabadayısıyla geçmesin önümüzden bir daha kara bulutlar dikilmesin tepemize karanlık gölgesi yaşamayalım buyruğunda nefes alan ölülerin üzerine uzatmayalım ki ellerimizi üzerimize kelepçelerle saldırmasınlar apollon’un askerleri ! yıkın rengi olmayan duvarları üzerinden geçin bahçesine çekilmiş dikenli tellerin sınırdaş değil yoldaş olsun çiftçi kardeşlerimiz

Devamını Oku
Eren Çiçek

mesaisi dolmuş dumanlar fabrikayı terk ediyor bacasından dışarı çıkarak ‘göç’ nedir bilmiyor etrafındaki duvarları işçilere talimat verilmiş:
‘duvara yaslanmak yasak! ‘ bahçesine gönlü alınmadan dikilmiş çiçekler mutlu değil on iki saat çalışan işçilere ağır geliyor yaşamak ne rüya görebiliyorlar geceleri
ne de bütün gün rahat bir nefes alabiliyorlar ‘tiyatro’ nedir bilmiyorlardı hiç biri işçi olmak için girmişlerdi fabrikaya bir gece yarısı köle olup çıktılar üstelik yağmur yağıyordu üzerlerine üzerlerinde artı değerin ağır yükü vardı eksik olan tek şey sınıf bilinciydi

Devamını Oku