ben yine ayaktayım sensiz
yine şarkı dinleyebiliyorum galiba
yine dostlarımla bir kahvede buluşup
çayımı yudumlayabiliyorum şekersiz
senin yüzünden uykum geldi ey gece sayesinde uyandım sarı saçlı ışığın bitkinlik omuzlarımda duruyordu dayak yer gibi senin sayende geçtim esmer tenli köprüyü güneş koptu kopacak düştü düşecek tutunduğu dalından çıkan yangının sorumlusu kırık cam parçacıkları kanına girdiler üşüyen ateşin köşeye sıkıştırıldı selvi boylu ağaçlar gövdesinde hayat bulmaya çalışıyor kalp işareti ortasından ok geçmiş bu aşkı bitirmek için ucunda zehir iftiraların köklerinde panzehir saçlarının aşk pusuya yatmış kokun kalemime sinmiş üzerinde kapakları vardı bir zamanlar gözlerinin kirpiklerin şimdi ibadet ediyor batılı güneşe şakaklarından düşüncelerin fışkırıyor beş parmak ayak izlerin hala sokakta yürüyordum gün batımı gerilerde kaldı yol aldıkça güneş bir o kadar daha doğmuştu adımlarımın her biri eşit doğdu başında bir de kuzey vardı yönümün kuzey doğu…
denizi görmesem çöplükte kaybolmuş bir martı gibi hissederim kendimi
deniz ve martı aynı şeydir benim için
ölüm ve yaşamak arasındaki bağ gibi
bırakın beni çocuklar
top oynamanın vakti değil
gelin uçurtma uçuralım
dalı kırılan bir ağacın susuzluğuna asın beni
yere düşen kanlı elmanın kabuğu gibi ziyafet verdiğiniz pahalı bir eğlence sofrasında soyup soğana çevirin
savaş atlarını yetiştirdiğiniz ahırlarda uyurum
koynunda sakladığın bir paket sigara
bir düzüne nankör
beni aldattın bir avuç buğday için
demek ki sen ben yokken buralarda aç kaldın
kimse çalmadı mı kapını
üzerine örtmedi mi yıllar öncesinden sana aldığım yorganını
ben yorgun bir adamsam eğer
öyleyse susabilirim her an
ama gözlerim konuşur
bakışlarım şarkı söyler bazen
dudaklarım sevişir
kaybolunca yanıma gelip ağlama ne olur
bir dönüm arazide bin ölüm tam bir dönüm noktası kuğulu gölün bir tas sülük çorbası ‘çözün…’ deseler bile kollarımı gülümden dikeninden kim hayır gördü ki kökleri kurumasın korkar geceleri kırmızı renginden parmaklarının canı yanmasın savaşın tam ortasında uykusuz kalmış bir çocuk vardı hani bir zamanlar tırnak atardı kan fışkıran gözleriyle seni gördüğünde can havliyle atlardı üzerine ay tutulmuştu oysa sevişmelerin ulumuyor inanır mısın sevgilim bir dönüm arazide bin ölüm tam bir ceset torbası kuğulu gölün bir tas kanlı çorbası
ellerimi uzatsam koklarsın
gözlerinin içine baksam bir sigara daha yakarsın
konuşsam oturup ağlarsın ulan
oturup ağlarsın
sevişmeden tanıyamazsın ki beni
sana bir bilet aldım
oysa ki yeni başlamıştı yağmur
henüz daha yeni inmiştim merdivenleri
ayakkabımı bile bağlamayı unutmuştum




-
Mustafa Bay
-
Mustafa Bay
-
Mustafa Bay
Tüm YorumlarAğzımızın tadı, huzurumuz, ruh sağlığımız bozulmadan, iyi bir bayram geçirmemiz dileği ile, sevgiler, selamlar...
Sağlık, esenlik ve 2024'ü aratmayan bir yıl dilerim,
Sevgi, saygı, muhabbetle...
Gündemi ve "insanı" meşgul eden tüm kirliliğe, nefret ve ayrıştırma diline rağmen, "ağız tadıyla" iyi bayramlar dilerim...
Saygı, sevgi ve muhabbetle...
Mustafa Bay