Ateşten gömlekti yaşamak!
Yaşamak kime göreydi?
Kim ölüyor/ kim öldürüyor?
Kimler insanlar üzeri saltanatını sürdürüyor?
Sırtlamış sırtlanlar yükünü
Bozguna uğratmaya hazırlar
Güzel olan ne varsa
Ateşe vermeye hazırlar
İnsanlık öldü ah ne fayda
Üşüyorum !
Kıştan değil bahardan
Bahardan değil
Yalnızlıktan
Hazan yaprakları döküldü üstüme
Hüzün vurdu yüzüme
Aç gönül sarayını aç sevgilim
Nevroz ateşiyle yandı yüreğim
Üzerinden bin yıl geçse yine seni severim
Kawa'nın dövdüğü demir ile güçlenirim
Baharın renklerinde sana gelirim
Evînamın, her dilden seni severim
Cemreler düşüyor toprağa, suya
Baharı müjdeler nevroz çiçeği
Bizden bin selam olsun kurda, kuşa
Baharı müjdeler nevroz çiçeği
Halaya tutuşur yaşlısı, genci
Mevsimler gelir de geçer
Yüreğim al bir gül seçer
Ömür boyu onu sever
Dünyamız barışa dursun
Nevroz ateşi harlanır
Yoruldum dost görünen sahtekarlardan
Yüze gülüp arkada kuyu kazanlardan
Kendi gülüp de beni ağlatanlardan
Ne yaptıysam yolum çıktı hayına'2
Dost diye sarılmışım çıngıraklı yılana
NE ZAMAN
Ben ne zaman;
dingin bir liman bulsam,
bir fırtına kopar,
kıyıya sürükler beni hırçın dalgalar...
Mutlunun mutluluğunu neden kıskandınız?
O huzur veren cana nasıl kurşun sıktınız?
O uzun mu uzun saçlarından asılmaz mı vicdanınız?
Yanmaz mı hiç taş kesilen yürekleriniz?
Ya o sazın teli gibi içimize işleyen sesi uğuldamaz mı kulaklarınızda?
Sizin sıktığınız kurşun ateşi gibi,
Mutsuzsun, yaşamdan kopmuşsun;
Yitirmişsin son umudunu da sanki...
Ne bekleyenin, ne beklediğin kalmış...
Yalnızlığın kolları arasında üşümüşsün.




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...