Zulamda biriken özlemlerin kıyısında
Bir dağ eteğinde tutuşmuş yangınlar
Bir de öfkeli dalgalar yüzüme çarpar
Tutunamıyorum sensiz tek bir yamaca
Teninde Kasım ayının sert havası var;
Açtım ağzımı yumdum gözümü
Anasına babasına bastım küfrü
Yiğit gitti mertlik bitti
Delikanlılık zalimlerin yüzünde öldü
Meydan çakallarla doldu
Arenada yarışı boğa birinci götürdü
Mevsim hep kavga
Güneşin üşüdüğü bir yerdeyim
Doğmaz ay, parlamaz yıldızlar
Göğün mavi rengine küser kuşlar
Mevsim hep acı, hasret, özlem...
Mevsimlerin
hükmü yok takvimlerde
Mevsim yangın yeri
Yüreğim, çayır çayır
Minik serçem
Varlığına bütün ömrümü adadığım,
Tek bir gülüşüne kurban olduğum,
Yokluğunda zamanın dilinde asıldığım,
Beni senin yokluğunla ıslah etme...
Memleket gibi sevdim
Gençliğim zamanın kolları arasında;
Yaprak döküp dalından sökarken;
Düşünü kurduğum herşey yitip gidiyor,
Yaşlı bir tenin içinde birer birer...
Üzerindeki giysi gibidir memleket
Bütün özlemini avuçlarına toplayarak
Ruhunu yağmur seline tutturarak akmalı
Parmak uçlarında kar tanelerini eriterek
Yol almalı insan/nefes almalı
Ve bütün ezberleri bozmalı insan
Merhaba...
Umutların tükendiği yerde seni düşledim....!
Herşey yeniden doğdu, çoğaldı ve güzelleşti.
Umudun dudağından öpen sabahların,
En mükemmel, en güzel düşüne merhaba......
Mutlunun mutluluğunu neden kıskandınız?
O huzur veren cana nasıl kurşun sıktınız?
O uzun mu uzun saçlarından asılmaz mı vicdanınız?
Yanmaz mı hiç taş kesilen yürekleriniz?
Ya o sazın teli gibi içimize işleyen sesi uğuldamaz mı kulaklarınızda?
Sizin sıktığınız kurşun ateşi gibi,
O, "Anne lütfen ölme!" diye haykırdı
Etrafındaki kalabalığa adeta yalvardı
Yakarışlarına vicdansızlar aldırmadı
Oy kadın, söyle bana nedir senin adın
Cennet anaların ayakları altında kaldı




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...