Yarım bırakılan bir gülüşün ardında büyüdüm
Çoştum çoştum umudun yolunu erişemedim
Elzem düşlerin doruklarına çiçekler düzdüm
Koştum koştum çocukluğuma yetişemedim
Baygın, kırılgan bakışların hüznüne karıştım
Çocukluğumun sesi
Çocukluğumun sesi yankılanıyor uzaklarda.
Hep ipini kaçırdığım uçurtmamın ardından baktım.
Uzanamadığım göğün maviliklerine daldım saatlerce...
Bazen de omuzlarımda biriken yükün altında ezildim.
Çocukların üşümediği bir dünya mümkün, yeterki kimse kimseden çalmasın.
Acımasızlığı mahsumiyetin üzerine giydirmek, hiç şık duran bir elbise değildir.
Siz büyükler, neden tüm yoksullukları çocukların omuzlarına yukluyorsunuz?
Onca çocuk öldürülürken
onca çocuk gelin edilirken
onca çocuğa taciz
tecavüz edilirken
kutlanan bayramlar
yasa boğar beni
Sert rüzgâr esiyor yüzüne doğru
Karanlık hücrenin bulanır suyu
Habersiz yürürler belaya doğru
Üşüyor çocuklar bir ömür boyu
Bedenler titriyor köprü altında
ıslak gözlerim
çaldığın bir ıslık kadar
değer görmedi
vuslata çeyrek kala
Onu nasıl anlatır ki insan
Onu anlatmak değil
Yaşamak gerek yaşamak
Göğün göğsünden
Yağmurları sökmek
Güvenin yerini çıkarlar,
Başın yerini ayaklar,
Düzenin yerini kaoslar,
Barışın yerini savaşlar,
Hakın yerini haksızlıklar
Biliyor musun?
Sen, seni seveni bile öldürürsün;
Çünkü terazinin ölçüsü'nde haksızlık var!
Çünkü sen kolay, çok kolay vaz geçiyorsun.
Ölçüp biçiyorsun, yargısız infaz yapıyorsun.
Sana verilen, değerin, kıymetini bilmiyorsun.
Zindanlar ağır gelir çocuklara efendiler
Duvarlar yıkılır çocukların çığlık sesine
Saç tellerin dağılmış yüzüne güzel kadın
Öfken bin parçaya bölünmüş göğsümde kahrın
Alabildiğine gururlu siluetin gözümde durur




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...