Tepeden tırnağa sen olmuşken
Gülü güneşe küstüren gözlerine hapsolmuşken
Varlığını yokluğuma bedel biçmişken
Söyle be zalim, söyle şimdi...
Gitmek mi yoksa kalmak mı daha zor?
Bakışların merhem olur acılarıma
Alazlanmış güneş yansır saçlarıma
Tüm yalnızlıkları topladım hatırımda
Bir seni unutamadım sol yanımda
Sevgi tüm güzelliklerin anasıdır
Oturdum bir şömine başına
Şiir gözlerinle demleniyorum yine
Harlı ateşin yanan odunları gibi
Gözlerim yeşil gözlerine tutuşuyor
Oturdum bir şömine başına
Sonbahar
Eylül'ün huzurunda şaha kalkar mevsimler.
Hazan olur, yaprak döker yorgun ağaçlar.
Kavruk topraklar yağan yağmuru kana kana içer...
Ay ve mehtap gizlenir, yakamoz durur göğün göğsünde.
SON DUAMSIN
Bir çok yer gezdim, gördüm, yaşadım
Fakat hiç bir benzerine rastlamadım
Oysa gördüğüm bütün güzellikler sana benzemiş...
Söyle haydi o vefasız nerede şimdi
Uğruna yüreğimizi ayaklarına serdiklerimiz hani nerede?
Nerede vefa, nerede emek, nerede fedakârlık...
En olmadık zamanlarda ortaya çıkıp, bir virüs gibi
Tüm benliğini saran aşk nerede?
Sırça Köşk
Sırça köşk bir evim vardı;
Bir avuç içi kadar küçücüktü.
Senin varlığınla çoğalan,
Gün ağır yaralı, içim alev alev
Yine hasretler bağrımızı deler geçer
Yine göğün göğsünden kan düşer
Çığlık olur, insanlar ateş yumağı içinde
İçimde yükselen bir yangın var
Gül güneşe, ay mehtaba,
Gökyüzü toprağa hiç kavuşabilir mi?
Sus yüreğim sakın ses etme
Renklerini gizle kırık kanadın altında
Nerede görülmüş yaralı bir kuşa
Sevdalanmak, yanmak, hiç olmak?
Tamam tamam tamam diyorum
Saz çalıp gülüp oynuyorum
Arı kovanında bal eyler
Ben demir parmaklıklar ardında gün sayarım.
Be hey zalim




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...