Ah bu şehir…
Ne kadar kalabalıksa o kadar yetim
Sokak lambaları bile yorgun bu vakitte
Kaldırımların üstüne çökmüş kederliler
Yağmurlar toprağa indiği kadar
Yaralı yüreğimi de etkilediler
Bu yerlere biz tırnaklarımızla kazarak geldik
İşte bu zeminde yaradandan gayri kimseye
Varoluştan doğan bir borcumuz yok çok şükür
Biz liyakate sonrada sadakate çok önem verdik
Herkes yüreğinin yettiği yere kadar sever
Körelmiş yürek bilmem ki başka ne sever?
Hele birde üslubu vasat algısı kapalıysa
Allah aşkına onunla neyi nasıl paylaşırsın?
Zamanın yavaş aktığı,
Gökyüzünün tarihe ait olduğu
Yumuşak yürekler ülkesindeyim.
Dertli gönül hüzünlenince
Yaş gözlerden akıp gidermiş
Keşke dertlerde öyle yapsaymış
İçimizde kanayan gönül yarası olmasaymış
Aşk yanlış anlamanın yetimidir
Yanlış anlaşılmak istemedik mi baştan?
Görmek istemedik bir süre gerçekleri
Şimdi yetersiz gerçeklerin meyvesine
Seninle sohbet bir mutlu gün idi bitti
Gözlerindeki hüzne dalmıştım
O güzel gülüşlerin bir anda söndü gitti
Hasret boş bir ütopya mıdır ?
Sükütun derinlerinde demlenirken hayat
Şafağın gizemine gebe kalırdı gecenin sabahı
Sormağa bile cesaret edemezken
Kim tahmin edebilir istikbalin afakını?
Bir gün suskunluk da hesap verir
Kaçtığın her soru, kapına dayanır
Zulme sırt çevirenler bilir
Tarih, tarafsızları değil
Karanlıktan aydınlığa doğru içinde bir ışık parlamıyorsa
Ruh dünyan dağılmış kendine yetmiyorsa
Bir başkasına sığınak nasıl olursun
Yaralı bir ruhla, uykuya bile sığınamazsın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!