Şimdi sonsuzluğun,sona erdiği yerden
Koptum o koca dağın zirvesinden
Dağın bağrındaki sarp kayalıklardan
Bir heyelan oldum geliyorum
Sürdüm kaderde önüme ne çıktıysa
Yıkacak herşeyi içimdeki bu sonsuz heyecan
Yutulan sözler iz bırakmaz mı yürekte?
En yüksek çığlıktır suskunluk gerçekte
Kara dehlizlerin varlığı bana koymaz
Beni senden hiç kimse ayıramaz
Bir sabah bana gelsen günün aydın desen
Ne çıkar?
Gittiğin o günden beri ruhumda
Bir günde sen bir ayda sen
Çevremize sunduğumuz şeylerin cesameti kadar
Değer gördüğümüz bir hakikattir
Eksik kalmaya başlarsanız değeriniz düşer
Erkek eksik kaldığı kapıya bir daha gelmez
Bir yağmur bulutuyuz dedik
Öylede çıka geldik
Hani bu topraklara bereket getirecektik
Kuruyan her şeyi yeşertecektik
Ama biz bir şeyleri hesap edemedik
Daha dün gibiydi geçip giden zaman
Soğuk gecenin sınırlarında gezinen rüzgar
Buralarda sandallarla sohbete dalmış
Gölün yüzüne nadir hallerde dokunur
Ayın kalbinden yükselen nur
Yaşadığımız bu deli çağ kıymetli ne vardıysa
Çekti aldı elimizden götürdü acımasızca
Harcadı bezirgan pazarında geride ne kaldıysa
Artık bu cepheden bize farklı güneş doğmaz
Kainatın gücüne inanmalıyız
Hayat denilen bu yolda
Yaşadığın kişilerin kötülüklerinin kalıntısı
Sana da sıçramasa hiç mesele kalmaz
Adaletinde şefkatin olsun
İnan buralarda kalamazdım
Sende ben biraz olmasaydım
Siyah saçlarını çığlar kaplamış
Gözlerinde bir bulutsuzluk özlemi
Şu batan günün güzelliğine bir bak
Her şeyde müthiş bir ahenk
İşte o ahenge secde ediyor dağ taş
Yeniden renkleniyor bu sonsuz beşeriyet
Sen ise gün batımı gibisin
Biraz uzaktan bakınca




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!