Zor nedir bilir misin?
Egenin dalga seslerinin karıştığı bir masada
Çatık kaşlı,
gözleri uzaklara dikilmiş durgun bakışlı,
her an efelenmeye hazır bir şiirle,
karşılıklı bir bardak çayın yudumlanması.
Anlamayacaksın belki.
Yine de çıkıp gelsen vakitsizce,
anlatsam sana özlemenin anlamını,
mevsimsiz bir ömrün avuçlarından kayıp giderken eksik yanımız.
Desem ki sana
Seni çok özlüyorum, özlenilen olmanın anlamını bilmeden.
Sevmek güzel şey, sevmek çok kolay.
Kolay da şark çıbanı gibi namussuz şey,
ayrılınca izi kalan.
Her fırsatta vurur yüreğine eksikliğini.
Dilinde beyhude dolaşıp dururken
unuttum diye koca bir yalan..
Sağanak halinde sen yağarken üstüme,
gökyüzü bir başka mavi,
daha bir doğurgan özlemin.
Bir gözünüz var ki,
tüm kötülükleri görüyor.
Bir kulağınız var ki,
tüm döküntüleri topluyor.
Bir burnunuz var ki,
tüm pislikleri kokluyor.
Çekip gitti beyaz bulutlar,
Göçmen kuşlar gibi.
Yine bir gece,
.............Ve;
...............Hatıralar.
Bulutlara arkadaştı uçurtmalarım,
Karadelik bir gecenin öksesine yakalanmış,
bilinmezliğin korkusunu taşıyan gün ışığı gibi,
özlüyorum seni.
tut ellerinden hasretimin,
kayboluyorum.
Gamzelerinde umutların gülümsediği mavi bir gökyüzü,
ve;
taze somun kokusunda yeni bir gün.
Yetişmesi zor bir dağ çileği özlemi bunlar.
Ah!
Sıcaklığın, bir de sen,
Kaç asırdır uykudaydın,
çağrına uyup da geldim.
Gölgemi bıraktım sitemlerin, sızıların üzerine,
dinledim sessizliğini,yalnızlığını dinledim.
Tükenmeyen akşamların koynunda sakladım seni.
Şimdi dilimde buruk bir veda,
Özlem ertesi,
koşar adım zamanın sır perdesi.
Bir nefeslik mavisin sen sevgili Pazartesi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!