Cemre derler;
önce havaya düşer,
sonra suya,
en son toprağa…
Kimse söylemez,
bazı cemreler yıllar sonra
En güzel yanım sûretim de yansıyan güneşti,
Sen doğdukça içimdeki gece göç ederdi.
Ufkuma yerleşen sabahın ilk ışığıydın,
Karanlığın alnına sürülen altın bir mühür gibi.
İçimde bir ışık var,
Adını bilmediğim
Ama yönümü bulan.
Sen,
Kalbimin kıblesi.
Güzeldin…
Bakışlarında takılı kaldığım anlar vardı,
Kirpiklerinin haremsi gölgesinde
Bir umut saklıydı.
Umut…
Gelirsen, dedim işte
“Yazdırma ,” diyorum.
Kalem titriyor
parmaklarımda,
kalbim doğruluyor;
Aşk, sana da aşk olsun…
Aşka düşüyorum, sen diye.
Senin düştüğün yerlerde
bir bahar gibi filizlenebilir miyim,
kırık bir dalın ucunda umut olur gibi?
Bağışlanmaktı aslında bir kalp ferahlığıydı,
Aşkta gurur olmazmış,
Aşık olduğumu seyyah olacağımı bile bilmiyordum,
Hayatta başıma gelmez aşk derdim.
Gelirmiş sırılsıklam kalbinin dik sokağına seyyah olup keşfim bile olurmuş,
Her ne varsa başına gelirmiş gülüşüne aldanıp bir kirpik reisin karşısında çocuk kalp edasında kalmakta varmış,
Babalar kızların en güzel ifade halidir,
Babalar kızlarının omurgasıdır ya,
Dik durma sebebidir ya,
Babalar kızlarının kaburgasıdır,
İçimden gelen her yeni umudun başlangıcıydın,
İçimden kuşlar geçiyor baba,
Şehirlerden geçtim,
İnsanlardan geçtim…
Kaybolmadım aslında,
Sadece kendime giden yolu geciktirdim.
En çok kendimde dağıldım,
Sevdasında bir garip …
Ailesinde, evinin en sessiz köşesinde saklı…
İşinde bir eksik, bir yarım kalmışlık,
Adı konmamış bir hüzün gibi…
Sevdi mi en çok o garipleşirdi,
Özledi mi içi kendine sığmazdı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!