Bir parça sevgi kırıntısı varsa,
Kuşlara sor…
Geceyi omzunda taşıyan martılar bilir;
Bazı yalnızlıklar deniz kadar tuzlu olur.
Ben seni
Rüyama gülümseyen bir melek indi o gece.
Kanatlarında sessizliğin değil,
duyulmayan çocukların duası vardı.
Gözlerime baktı.
Ciğerim tutulmalıydı,
Kalbin ablasyona girmesi gibi.
Dört mevsimde tutulmalardasın,
Alabora ettiğin denizde nefessiz kaldım.
Göğün mavisine sarılıp
Öldürdün beni…
Ömrüm kadar uzun bir şey var;
Dudakların, dudaklarıma müebbet…
Gel, karşıma otur,
Kes cezamı.
Avuç içlerine usulca dualar bıraktım,
vefanı yoldaş,
fedakârlığını nefes bildim.
Babacanlığında,
o koca yüreğinde
Şiirine dokundum;
Sanki sabahın ilk ışığı
Çiğ düşmüş bir ovaya değdi.
Her dizesinde
Toprağın kokusu vardı,
Sevdim hayalini, sevdim gerçeğini de…
Sevdim kalbime iyi geleni, seni de…
Sevdim kapındaki çiçek kadar yakın olmayı,
Sevdim kalbimle gülümsediğini, her anı…
Anda kalıp hasretimi dindirebilir miyim,
Ömrüm ufkuna kilitli...
Bir kez gelsen,
bir kez gözlerin gözlerime değse,
ufuk iner gamzeme,
gün yeniden başlar.
Güneşten sıcak kalbi kadar gülüşümde demlenen,
Bir yarim var yarenlik ettiğim, ruhumda gezinen,
Hayat kaynağım sensin ki her an,
İliklerime kadar senken damarlarımdan geçen kanımda canımda sen ,
Ne çabuk unuttum mu sandın ruhumdaki gezinen sevgilimi,
Şimdi sana söylüyorum ki İstanbul kadar büyükse özlemin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!