Gidebildiğin yer, en uzak mesafe,
Kafandaki düşüncelerden dahi gidememendi.
İnsan nereye giderse gitsin,
Kafasındaki ve kalbindekiyle yol alırmış,
Tıpkı bir yıldızın, karanlıkta kaybolan ışığının peşinden gitmesi gibi.
Yoruldum…
Ömrün gürültüsü omzuma çökerken,
Kalabalıkların isimsiz telaşında
Kendimi usul usul yitirdim.
Bir kadeh rakı gibi düştün
gecenin sessizliğine…
Ne acele ettin,
ne de bir şey söyledin;
sadece biraz beyaz,
Dayanamıyorum… içimde büyüyen özlem , cezası neden?
Neden insan, mesafelerde kaybolan bir gölgenin izini özler ki?
“Neden”ler, boğazımda düğümlenen paslı bir zincir gibi…
Rakının sessizliğinde, kendime ağır ağır batıyorum.
Kaybediyorum… sanki avuçlarımda kum, tutamıyorum artık.
Sessizliğin, kulaklarımda çınlayan bir boşluk gibi.
Gülüşündeyim” dedin.
O an içimde bir gök yarıldı.
Sen,
Bulutsuz bir sabahın ilk mavisi,
Gecenin en sessiz yıldızı,
Bu rüzgar başka...
İliklerime kadar üşüyorum,
Kirpiklerinden yansıyan gün batımlarında ısınsam,
Kalbimin derinlerindeki koridorlarında i halinde yansısan
Bu rüzgar başka bu akşam başka..
Güneşin bulutun hüznünü dağıttığı en tatlı tebessüm gamzemde .
Korku göğsümde bir gölge,
ölüm nefesimin ardında bir kapı,
kalbim ritimsiz,
çatlayan buz parçalarının yankısı,
nefesim eksiliyor,
İki yol kıyısı değildik artık,
aynı galaksinin savrulmuş iki yıldızıydık;
ışığımız birbirine değmeden
karanlıkta dönen.
Sen dün geçip gittin,
Gidiyorum.
Önce içimdeki benden eksilerek.
Sevdasından kaçan bir yazgının
tozlu yollarında yürüyorum.
Cesur bir kız çocuğu değil artık,
Yüreğimden geçen her göçmen kuş
sen diye kanatlandı,
senin göğünde maviyken
yüreğine ferahlık olsun
Sendin en çok sevdiğim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!