Sevgili,
Adını her söylediğimde içimde bir nergis açıyor.
Karlısu’nun en soğuk sabahında bile
Senin kalbini düşününce içim ısınıyor.
sessiz bir özürüm var kalbine sarılsam...
Ben sana hiçbir zaman fazla gelmedim,
belki sadece bensiz kaldığın anlarda eksiktim.
Hep senin kalbinin koridorlarında gezinen bendim..
Ama içimde büyüttüğüm sevgi
Sevgilim
Yağmur dedim hüznümü göstermezdi
Tüm acılar dinerdi sesinle.
Gökyüzü dedim güneşin en güzel günışığı olduğu her anda vardın .
Gün batımında bile tekrar doğumun umudu var .
1441 gün…
Ve yazgım hâlâ aynıydı.
Yazgısında yetimdi,
sevdasında yetimdi…
muhakeme yaptım kendimce —
gelir gider hesabını tuttum herkesin.
Kimin borcu var hayata,
kim neyi eksik yaşamış,
hepsini yazdım.
Adıyaman Üniversitesi’nin rüzgârlı kampüsünde başladı
Ezgimle dostluğumuz.
On sekiz yaşın telaşlı kalbiyle yürüdüğümüz o yollar
Farkına varmadan bir ömürlük hatıra örüyordu.
Sen gülünce
Çok sevdim.
Bir denizin ayı sevmesi gibi —
dokunmadan,
çekilerek,
ama her gece yeniden ona dönerek.
Gidebildiğin yer, en uzak mesafe,
Kafandaki düşüncelerden dahi gidememendi.
İnsan nereye giderse gitsin,
Kafasındaki ve kalbindekiyle yol alırmış,
Tıpkı bir yıldızın, karanlıkta kaybolan ışığının peşinden gitmesi gibi.
Yoruldum…
Ömrün gürültüsü omzuma çökerken,
Kalabalıkların isimsiz telaşında
Kendimi usul usul yitirdim.
Dayanamıyorum… içimde büyüyen özlem , cezası neden?
Neden insan, mesafelerde kaybolan bir gölgenin izini özler ki?
“Neden”ler, boğazımda düğümlenen paslı bir zincir gibi…
Rakının sessizliğinde, kendime ağır ağır batıyorum.
Kaybediyorum… sanki avuçlarımda kum, tutamıyorum artık.
Sessizliğin, kulaklarımda çınlayan bir boşluk gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!