Adıyaman Üniversitesi’nin rüzgârlı kampüsünde başladı
Ezgimle dostluğumuz.
On sekiz yaşın telaşlı kalbiyle yürüdüğümüz o yollar
Farkına varmadan bir ömürlük hatıra örüyordu.
Sen gülünce
Çok sevdim.
Bir denizin ayı sevmesi gibi —
dokunmadan,
çekilerek,
ama her gece yeniden ona dönerek.
Gidebildiğin yer, en uzak mesafe,
Kafandaki düşüncelerden dahi gidememendi.
İnsan nereye giderse gitsin,
Kafasındaki ve kalbindekiyle yol alırmış,
Tıpkı bir yıldızın, karanlıkta kaybolan ışığının peşinden gitmesi gibi.
Kaybetmeden bulamazsın ,
varlığınla yokluğunda his kaybı yaşamak ,
Yaşama kafa tuttun mu,
Güçlü olup tevekküle kalbine dokundun mu,
Koşulsuz sevgi denir buna ,
Koşulsuz ise kanatlanır insan ,
Gülüşündeyim” dedin.
O an içimde bir gök yarıldı.
Sen,
Bulutsuz bir sabahın ilk mavisi,
Gecenin en sessiz yıldızı,
Bu rüzgar başka...
İliklerime kadar üşüyorum,
Kirpiklerinden yansıyan gün batımlarında ısınsam,
Kalbimin derinlerindeki koridorlarında i halinde yansısan
Bu rüzgar başka bu akşam başka..
Güneşin bulutun hüznünü dağıttığı en tatlı tebessüm gamzemde .
Korku göğsümde bir gölge,
ölüm nefesimin ardında bir kapı,
kalbim ritimsiz,
çatlayan buz parçalarının yankısı,
nefesim eksiliyor,
Cennetinden mahrum oldum,
Cehenneminden esirgeme ,
Yandığım vakit korla köz arası,
Aşktan geçersin sevda olur ,
İlk aşk ne de olsa
Adım candır can parçasından sınandın mı ,
Ekmek kavgasındayken,
Gönlümün hilesi yoktur bilmem,
Safça sevgiydi sinemdeki sabrım,
Sıla özlemi kıldın yüreğim yandı.
Çok sevmenin sabrını diledin.
Yanmanın farkındalığında küllerinden
İki yol kıyısı değildik artık,
aynı galaksinin savrulmuş iki yıldızıydık;
ışığımız birbirine değmeden
karanlıkta dönen.
Sen dün geçip gittin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!