Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Cenk talan nağraları ovalar
Göksel emirler birbirini kovalar.*

En tutarlı ve kusursuz kendini bilip
Kendinden gayrıyı zındık kılarak silip

Devamını Oku
Bayram Kaya

Eline almış silahı,
Kabadayı;
Silah mı?
Eline alan mı?

Diline doladığı,

Devamını Oku
Bayram Kaya

3- Böylece doğaüstü güç kavramı ile insanları aldatmak başlar. Yüce Tanrı bundan azade ve münezzehtir.

4- Bu söylemler, zaten bunu söyleyenlerin, zaman ve tarih bilinçlerinin, olmadığını, hem kendi sözlerindeki anlamın temellendiği o günün bilgisine delil olarak oturmasından hem de gelişmeler açıkça ortaya koymakta. Şöyle açıklayayım. Bu rızık dağılımı anlatımında, sanki insanlığın ilkten beri böyle, içinde bulunduğu düzenle yaratılmış, şu anki kişi hali ile sadırla yaratılmışlar gibi, bir yanılsamayı, hiç çaktırmadan bize kabul ettirip, düşünme (inanma) temel zemini yapmaktalar. Bilmediğiniz sürece de, o öyledir de. Ufkunuz sizi oraya götürür.

Oysa onbinlerce yıl süren, insanın toplum olmadığı, bir yaşayışı vardır. Bu ilkel yaşamda, dağılmış bir rızık yoktu. Mal yoktu, mal olmayınca edinilmesi de yoktu. Ve dahi sahiplenme, zenginleşme de, yoktu. Develerle, atlarla, fillerle kervan ticareti olan bir rızık sahiplenmesi de yoktu. Üstelik sahibi olunan, deve ve filiniz bile yoktu. Sadece meyve toplayıcılığı ölü leş ve artık yemeler, yapabildiği kadar da av aktivitesi vardı. Tüm günü, karın doyurma ve av aramakla geçiyordu. Yorgunluktan bitap düşerek, günün sonunu getirirdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Toplum bir ilişkileniş biçimidir. Toplumun, insan salt düşünmesi ve öznelliğinden bağımsız, zorunlu nesnelliği vardır. Bu ilişkileniş sadece insan-insan, sosyal boyutunda değildir. İnsan- doğa; İnsan-üretim nesneleri; insan-üretim ilişkisi; insan toplum; toplum-insan vs.dir. Bu ilişkilerin tümü, bizi öznel istemlerimizin, hoşlanmalarımızın, dilek ve iyi niyet oluş zanlarımızın dışında, somut, yasallıklı, zorunlu davranmayı gerekli kılarlar. Toplum: halk, topluluk, grup, kalabalık, olmayan bir üretim ve üretiliştir. İnsan üretirken, bu üretilişle kendisi de üretilir. Bu nedenledir ki, başlangıçta insan davranışları: bir ağacın meyve verme zamanı ile ve meyve verme verimliliği ile sınırlı idi. İnsanın çok aktivitesi bir meyve toplama çabası iken, oralardan parçacık fiziği ile evrenin başlangıcını yeniden kurgular ve deney alanına sokar hale gelmesi toplum sayesinde olmuştur.

Bu şu demek, bir sistemde yani bir ilişkileniş biçiminde, örneğin bilgisayarda, nasıl tristörün, kondansatörün işlevselliğini, tüm sistemin fiziksel ve yazılımsal koşullarına, egemen yapamaz isek, toplumu da, sırf insana ve insanın öznelliğine baş eğdiremeyiz. Bu bir zorunluluktur. Bu hal, insanın transistorun fizik koşullarına bağlı kalarak, ona belli genlikli ve belli frekans zamanlı, istenen mesajlı dalgaları da, ürettirmeyeceğimiz demek anlamın da gelmez. Bu, sistemin özelliklerine, uygun yazılımla, sistemi yeni davranışlara, amaçlı uygulamalara yönlendireceğimiz anlamına gelir İşte özgürlükler, haklar burada başlar

Yazılım, donanımlara uygun olmak zorunda, donanımın da verileri, yazılımlara uygun, davranmak zorundadır. İşte bilinçliliğimizi, haklarımızı, özgürlüklerimizi, demokrasimizi, ahlakımızı, inançlarımızı, siyasetimizi, bu tutum alışlar ve tutum alışların sisteme uygunluğuyla belirlenir. Ve böylece boyutlandırılır. Böyle bir zorunluluktur hak ve özgürlükler. Zorunluluklar bilincine varılıp sosyal ve toplum amaçlı yarara döndürülebilmektir. Tüm ideolojik yanlar, toplumun; nesnel cansız yanını ve insan yanını göremeyip, sırf sosyal yönüne çalıştırılamaz. Sosyal yönün refahı için, nesnel yanını da, yani üretim araçlarını ve üretim ilişkilerini de, devamlı geliştirmek zorundasınız. Tıpkı bilgisayarın donanımsal işlevliliğini devamlı geliştirerek, yazılımsallığı da geliştirip, bu bağıntı ile toplam işlevi ve verimi artırmak gibidir. Bu ilişki oluşlar, toplumsal pratiğe uyar ve işlerlerse somuttur, gerçektir, işlevseldir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Mekke'nin tesliminden sonra, kervan vurma dönemi kapanmış oluyordu. Göçebe enerjisi artık dışarıya yöneltilecekti. Bu enerji ile başka toprakların fethine yönelimdi. Artık islam Müslüman kabileleri, birbirine saldırmıyor, savaş gücü yabancı düşmana karşı, arzuyla yöneltiliyordu.

Ancak bu yönetimin tam anlamıyla bir devlet olduğunu söylemek mümkün değildir. Silahlı güç dışında, devletin en önemli kurumları oluşmamıştı. Bir devletin oluşmasında en önemli etken, silahlı güçtür. Çünkü devlet silahlı güç kullanma tekelidir. Ama bir devlet sadece bu güçten oluşamaz. İktidarın uzun bir süre sadece bu güce dayanarak korunması, istikrar kazanması düşünülemez. Devletin diğer organlarının oluşması gerekir. İşleri yürüten bir bürokrasi, devletin işleyişini belirleyen kurallar, gelenekler vb. gerekir.

Oluşan devlet, bu geleneklerin gelişmesi için gerekli zamanı bulmuşsa, bunlar o ülkede de oluşabilir. Ama oluşum hızlı ise, gelişmeler süratliyse, geleneklerin dışarıdan alınması gerekli ve zorunludur. Geleneklerin dışarıdan alınması da tesadüfe bağlı olarak olmaz. Temasta olunan bir toplumdan ihtiyaca göre, gerekli uyarlamalar yapılarak alınır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Nicelerimiz yittik
Uğur alınmış yollarda.
Kimilerimiz bittik
Son bulmamış kollarda.

Bir efsundu sanki aşinalar

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sen
Yalan
Ve
Yalancısın.

Yalancısın

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu kaçıncı
Ön görü metaneti,
Dünya'nın...
Kaçıncı dim dik ayakta dikilme...
Ki!
Altında kalınmamışın

Devamını Oku
Bayram Kaya

36]Ya da; ' arkadaş, sen bana şiddet uyguluyorsun ama ben demokrasiye inanırım. Bu yüzden de sen benim yangınlarımı söndürmeme lütfen engel olma', diyen gafilce, aymaz oluşunuzu tartışıp, bu tür şiddetin ve acil durumun muhasarası altında mı olacaktınız! Yani yangın başlamış ve sürer iken dahi, hiç bir hukuki gerekmelerinizle, bunları mahkûm edemeyip, aksine çoğalmalarına neden olmak için, oturup bekleyecek misiniz?

Sosyal durumsalların, sosyal ortamların; demokratlığı, demokrasisi, bu yeni oluşumun inşası ile ancak belirecektir. Yukarıda değindiğimiz gibi, güncelin hukuksuzluğuna hiç sesi çıkmayan liberal taifeler; örneğin, suçluyu davet etmek yerine, tuhaf baskıncı uygulamalarla ve olmayana ergci isnatlarla tutuklamalara, 'Bunda ne var canım, suçsuz olduğunu onlarda ispatlasınlar' diyen kimi ucube aydınların aydınlığı ve demokratlığı işte böylesinedendir. Bunlar döşeği bırakır yastığı kirletirler.

Ana ilk yerli toplumlarda, topluluğun hukuku ve varsa demokratikliği! Akrabalık ilişkileri, biyolojik olmayan bir anlayışla, tutumlaşılırdı. Akrabalık anlayışları biyolojik olmayan yaklaşımlarından türerdi. İlanen kardeşlik ve akrabalıklar kurulurdu. Her bir ittifakı grup, bu yeni kardeşleriyle cinselliklerini meşrulukla giderirlerdi. O günkü bu tür hukuk anlayışına, bugünkü hukuk anlayışımızla bakıp da, kendi tanımladığımız biyolojik kardeşlik kavramı ile onların ilişkileşmelerini ensest ilişki içinde bulunuşla zina yaptıklarına ve sapıklıklarına, kolaylıkla hükmederiz! Ki bu bizim en büyük cehlimizdir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

42]Dini öğrenmeyi, yabancı lisan içinde tutarak, kendisine anlaşılmaması için yabancı kılınmıştı ki halk hiç travmadan kurtulmasın diye. Bu yüzden halk, o dinde yoktu, bu vardı; o uydurma, bu sahih gibi hikaye ve aldatmalarla inancının kendisinden kendisine olacak olan, iç çözümlemesini, hiç yapamazlar. Bu yüzden halkın, dinindeki bilmezlikleriyle olan çelişkilerinden ötürü ikide birden düzeltmelere gidilir! Halkın inanççı tutumları için yok olacak onlar, öyle değil de böyleydi, diyerekten şaşırtan açıklamaların travmasıyla halkı, kıpırdayamaz yapmışlardır.

Bu süreçlerin böyle olması için, yine ilmiye (din adamları) sınıfı ve kalemiye (idari-yönetici) sınıflarının işbirlikçi çıkarları söz konusudur. Halkın bilmezliği, onların tabiri ile ‘sürü’ olmaları; daima ilmiye-dini ve kalemiye sınıfının al gülüm ver gülüm işbirliği ilen, güdülür. Halkı her tür yenileşmeye karşı durur hale getirirler. Halkı, kendilerinden gelecek bir çift sözün eylemine, hazır durumda bekletilirler.

Gelişmeyi engelleyip, her tür sivil katılım inisiyatifini yarattırmazlardı. Yönetim anlayışları tam bir sürü çoban ilişkili anlayışıdır. Bu türden güdülme ile şartlanmış halktan da çağdaş bilimsel anlayışların çıkmayacağı çok çok açıktı.

Devamını Oku