Dereli deniz.
Kenarın bile en iz.
En ufaktan en kabaya
Seçmişken çakılı, eğim mi!
Ne akıllıca değil mi?
12]Nesnel, objektif, çağdaş ve bilimsel tabanla; olay ve olgulara bakma ve yorumlama hassası içinde olamayan, halka en yakın olan, halkla iç içe olan, güya halkın aydınlanma unsurlarından olan çoğu ilmiye sınıfı kesimleri, gelenekçi formasyonlarıyla hiç de güncel değillerdi.
Ki bu ilmiye sınıfı (din hizmetleri sınıfı) hala da, Kurtuluş Savaşına ve devrimlere gidişteki, kaçınılmaz olan, kimi yol kazalarını, iştahla istismar etmektedirler. Bu yol kazaları, her türden ve her zaman için her yerde, her gelişme ve değişmeler içinde olması gereken, zorunlu hallerdir. Bu gelişmenin özü ve kendisini olgunlaştırmasına değin çelişmeleridir.
Çünkü değişme ve gelişmelerin her tür yansımalarını siz bir kes deneyim edinmedikçe, daima bilinmez yansımalar oluşlarıyla, hatalarınızla süreçleşecektir. Ki kişisel zaaf, yanılgı ve yanıltmalar da buna ister istemez eklenirler. Aslında bu yanılmalar, gelişmeler sonrasının sizlere ders olacak bir muhasebesel deneyimleridirler.
Suya sabuna dokunma,
Huzursuz olsan da sokulma!
Kapı kapı aşınsan da,
Pis kal kardeşim pis!
Temizlik senin neyine,
Tekil ve uzar yanım.
Gönül sevdirir, tezlik canım.
Yangınlarda alazlarda.
Duyumsandığında bağır ezdiren,
Ben'e Bağdat gezdiren,
İsa'dan önce, 5. yüzyıldayız. Antik çağ kapsamında 5. yüzyıldayız.
Doğuda İran'da Mazdeizm hüküm sürmekte. Tek Tanrılı anlayışın ilk adımı olan mazdeizm; ışığın çekenliği üzerine oluşla, ateşin insanlardaki erdemsizlikleri arındırması felsefesi üzerine oturtulmuş olan bir düşünce sistemidir. Yine Mazdeizm ışığın aydınlık-karanlık seçiciliği üzerine; ışığın (iyiliğin) , karanlığı (kötülüğü) yenmesi felsefe zemini üzerine oturmuştur. Böylece Mazdeizm ışık karanlık ikili düalitesini, tekli yapıda var kılan ilk örneksi taslak oluştur. Mazdeizm, Mitra anlayışı gibi monoteisti bir geçişin ilk örnekliğini de temsil eder görünmektedir.
Hindistan, mazdeizmin etkisi ile Budizm’i, bir iyice olgunlaştırmıştı. İsrail akilitesi, Babil esareti içinde Babil kütüphanesindeki görevleri nedeni ile hayli fikir ve bilgi sahibi olup, Sümer, Asur kültürleri ile Sümer Asur dinsel ritüelleri açısından, bir hayli birikimler yapıp ta İsrail'e dönmüştü. İsrailliler Mazdeki ve Asurî dinlerin kaynaşırımı ile yeni bir kültür ortaya çıkaracaklardı. Bir rahiple, bir kralın anlaşması neticesinde de ilk Tevrat nüshaları oluşturulmuştu. Tevrat’ın oluşturulmasında bu ikinci kaynak yoldu.
Melamilik Yunan Kinizm düşüncesinin adeta ikiz bir seyridir. Kinizmle insanlar her şeyden sıyrılır. Köpek aşağılanması gibi oluşla köpeksi yaşama bürünülüşle, mutluluklarını sağlayan bir öğretidir
Parmanides: Tanrı evrenin toplamından başka bir şey değildir demişti. Bunu Mansur ''Enelhak (ben Tanrıyım) '' Diyerek haykırdığı gibi, Cüneyd-i Bağdadi de: “Suyun rengi kabın rengidir” diyecekti. Muhittin Arabî gibi düşünürler: “Tanrı'yı görmek isteyen eşyaya baksın” derken: “Abamın altında haktan başka kimse yoktur”, diyecekti.
Bu kadar somutça bir akıl koyuşla oluşturulan Yüce Tanrı fikrinin, varlık birliğine gelip dayanmış olmasıydı. Buna göre; Yüce Tanrı her şeyi kapsıyordu. “İnsanları ruhundan üfürdüğünü”; “Açık gizli, önce ve ahir benim; yüzünüzü nereye dönerseniz beni görürsünüz” gibi ilahi söylemlerin ifadesel açık anlamlarının altında ki gizli anlamı; “her şey, tek varlığın ürünü ve görünümü olduğudur.” Bu anlayış, tasavvufun akıl yolu ile fışkıran bir düşünmesine neden olacaktı.
Hikaye yeni başlıyor.
47-Nal mıh diyen tutuluda
Nah diyen el üstü kutuluda
Kitaba bakan arpalık icabı
Bir o, bir bu haklı demek
Yorulurum
Kırar kalemi
Bakmam;
Kâğıdın beyazlığına
Ağaçların yalnızlığına
Kendimin insanlığına
56]Siz, sanki cevap veren üstünde, cevap verenin farkında olmadığı, ama sizin bilir olduğunuz bir sosyal öğrenilme gücü, etkisinin farkında değilmişsiniz gibi davranmış olacaksınızdır. Bunu siz göz önüne almazsanız, kasti, yanıltıcı, yanlı, kışkırtıcı ve ilerlemeden yana olmayan saptırıcı davranmış 0lursunuz. Böylesi bir tutumda, sanki bilimsel bir metottu kullanmışsınız gibisine, aldatıcı olacaksınızdır.
Önce sosyal öğrenmeyi, bir denek durumla belirteyim. İçinde; tavanında muz asılı olan ve ona ulaşabilmek için bir merdiven bulunan kafese, 5 tane maymun konur. Davranışları gözlenir. Bir maymun uzun uğraşılardan sonra muza, merdivenle ulaşmayı akıl eder. O sırada gözlemcimiz Çok tazyikli can yakan ve maymunları kafes duvarına yapıştıran suyu, maymunların üzerine boca eder.
Her merdivenle muza erişme denemesi bu şekil bir şiddet durum karşılaşması yarattığından artık maymunlar muza ulaşma isteğine pes ederler. Deney olarak öğrenmişlerdir ki böyle bir yönelimlerinin sonunda can yakıcı, şiddeti bir azapla karşılaşmaktadırlar. Maymunlar artık sakin ve muza ulaşmakta isteksizdirler. Muza ulaşma gibi bir talep dahi ortaya koymazlar.
63]Ki bu paldır küldürlükte, demokrasiye kasıtlı vurulan bir garabettir. En asgari katılımci düzey ve düzlem farklılaşması 'toplumsal yurttaşlık bilinci' üzerinde olmalıdır. Düzey ve düzlemsiz olan bu farklılıklar, gelişme değil de, tam bir sıkıntı ve sıkıştırma yaratmaktadır.
Bu amaçlı kasıtlarını da; sosyal travma yobazlıklarını ve gericiliklerini ortaya koyarak, kendi dalaletlerini örterler. Bunlar pek çok da beceriksiz cahil, aymaz siyasetçilerin bir organizesidir. Hiçbir şey yapamazlarsa hemen kendinden önceki yönetimleri karalamaya başlarlar ve her tür güzel adımların halkta bir travma algısı yarattığını söyler olmaya çalışırlar. Çünkü başka işleri ve becerileri yoktur! Oynayamayan gelin, yerim darmış demesindeki gibi bahane üretirler.
Oysa muktedirlik; geçmişte şu şu olmadı da, biz elimiz kolumuz bağlı olduk demekle değildir. Asıl eldeki olanaklarlan, gelişme ve mucizeler yaratmaktır. Zaten Gazi'nin bir başka büyüklüğü de burada dır. Osmanlı bana şu şu demokrasiyi bırakmadı. Şu şu parayı ve maliyeyi bırakmadı. Şu şu askeri gücü vs. bırakmadı, demenin aczi ve sızlanması içinde olmadı.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...