Aşk gönülde kor olmayınca,
Yanan ateş sönmez imiş.
Bir çift gözde yâr olmayınca,
Garip gönül gülmez imiş.
Gözlerinle başlar her sabahın aydınlığı
Sensiz geçen anlarda eksik kalır varlığı
Kalbimde yankı olur her sevda fısıltısı
Bir ömre bedel oldun, seninle doldu içim
Aşk, varmak değildir...
Ben seni, yokluğunun
gölgesini bile severek yürüdüm.
Her dokunuş hayal, her sessizlik
derin bir sır gibi,
cevap aramadan içime işledi.
Biz seninle en uzak ihtimallerin içinde
en yakın hissettik birbirimizi.
Adı konmamış bir kaderin
sessizce yazdığı iki cümleydik sanki.
Kimsenin çözemediği bir sır gibi
Bakalım,
Beni yaktığın bu ateş,
Seni sağ bırakacak mı?
Sanma ki sen yanarken,
Ayakkabı bağcığı gibi sana kördüğüm olmuş yüreğim,
Her çözülüşte dağılmaz, aksine sana doğru yürür içim,
Bir sır gibi saklarım seni, nefesimde, sessizliğimde.
Çözdükçe çoğalan bir bağ bu, adı konulmaz bir hâl,
Ne uzaklık sökebilir seni, ne zaman eskitebilir,
Aynı gökyüzüne bakan
iki farklı şehiriz seninle.
Ben gecenin duasıyım,
sen sabahın suskun âmini.
Meğer insanın sırtını dayadığı yer bir duvar değilmiş Baba,
Büyüdükçe anladım;
Sen ayaktayken dünya daha az korkuturmuş insanı,
Sen yorulunca evin direkleri bile sessizce eğilirmiş.
Ben çocukluğumu senin nasırlı ellerinde bıraktım Baba,
Bahçeme bir hüzün çöktü bu gece,
Ay bile eski yerinden uzak sanki.
Güller suskun, zambaklar mahzun,
Rüzgâr adını fısıldıyor karanlığa gizlice.
Bir zaman seninle yeşeren mevsimler,
Bak imkânsızım,
Sana dualı sözler yazdım geceleri,
Bir yanım sevdaydı, bir yanım memleket;
Adını ekmeğe, suya, umuda kattım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!