Asil olmalı gönül,
Asilce akmalı yarin yüreğine…
Sessizce büyümeli sevdalar,
Ve incitmeden dokunmalı sevdiceğin düşlerine…
Öyle kederliyim ki!
Sen de yoksun,
Anlatamadığım şeyler ağlatıyor beni
Ben, sevdiğim halde vaz geçtim
Çaresizlik nedir bilir misin?
Ben çok iyi bilirim. bu ne
Aşk kimdi Allah’ım
Bir sokak lambasında sabahlayan gölgem mi
Gül yaprağında titreyen tek damla mı
Göğe yüz süren kızıl bulut mu
Karıncanın yuvasına düşen sessiz kıyamet mi
Bir çift nasırlı elde dua olan ekmek mi
Gözlerinle başlar her sabahın aydınlığı
Sensiz geçen anlarda eksik kalır varlığı
Kalbimde yankı olur her sevda fısıltısı
Bir ömre bedel oldun, seninle doldu içim
Bakalım,
Beni yaktığın bu ateş,
Seni sağ bırakacak mı?
Sanma ki sen yanarken,
Bakır tüylerin arasından süzülen o damla
zamanın en kıymetli anına dönüşüyor
çünkü değdiği yer sıradan değil
orası hayranlığın menzili
Venüs tepesine konan her nefes
benim dilimde bir övgü oluyor
Sen çayı, ben gözlerini yudumladım
Bakışlarında demlendim,
Gözbebeklerinde eridim
Çayın acı mıydı bilmem de?
Gözlerinin acısında yandım ,
Ellerinin vedasında üşüdüm.
Bir sabah uyanırsan bensiz,
bil ki yıldızlara anlattım seni.
Rüyalarla vedalaştım sessizce,
gözlerin son durağım oldu benim.
Gamzene düşen yağmurum ben,
Beni çölden çöle atsan,
Güneşten kavrulsam, kumdan yansam,
Yine senden umut kesmem,
Senin sevdan içimde bir serap gibi,
Ne yanılgı, ne düş, tam bir hakikat gibi.
Sesi öyle etkileyiciydi ki...!
Sanki ruhumu okşamak için konuşuyordu,
Ne yapayım, ben de hayran kaldım.
Dokunuşu o kadar sıcaktı ki...!
Sanki içimi ısıtmak için bana dokunuyordu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!