Bir nakış gibi işlenmiş gönlümün özüne,
Ülkeye sevdalı, insana vurgun bu yürek.
Geçmişin izi düşer her bir sözüne,
Kadim bir geleneği örmek, ilmek ilmek.
Sıla kokusu sinmiş rüzgârın sesine,
yıkma kendini öyle
bak
umut ateşi yükselmekte doruklarında dağların
ve susmakta beşikte ağlayışları bebelerin
yıkma
koyverme kendini öyle
Bir güzel bir yürekte
Bin hevesle hayallere
Düşlerinde kanatlanıp
Ulaşamıyorum diye
Sevda acısı ile kavrulur ya
Katık olur serzenişlere.
bir kaç gül düştü
eğik duran dallarından
kan kızıl renkli
misk amber türünden
önce dal sarsıldı
sarsıntı ağacına vurdu
gözlerine baktım da yılların ezilmişliğini gördüm
beynin derinliklerinde tohuma durmuş dostluğu
filiz veren bir dal misali sevgiyi
sen benim uzaklardaki dostum
yakınımda hissettiğim
sen ki sanal alemin getirdiği
Sevdasi yüreğimde har,
gülüşü bahar,
kokusu ile harmanlayıp,
Nefesi ile duygularimi ısıtan yarim.
Ömrüme senden gelen ömür, yaşantıma renk katan bir mühür gibisin.
Sanki her an yanımda,
Öyle bir yer eder ki yürekte,
Özlemin kokusu sarar herbir hücreyi.
Savrulurken düne dair olanlar,
Uykusuzluk kaplar artık bedeni.
Handikaptı yarınları,
Hatta bir girdap,
yarınlarım ateşinde yanarken
Okyanuslar yine biçare bana
Akan gözyaşlarım donarken
aysberklerden oda sunarım sana
yürüsün muradın kendisi adı
gecenin sessiz çığlıkları vuruyor suskun yüreğe
uyunması gereken saatin hırsızlığı var yine
bir bebek atışı sanki korlanmış yürek
düşünüyor yine anlamsız ve sessiz
yarınlar gizem
yuh döneklere kahpelere
yuh satılık eşya gibi kendini gösterenlere
sakalken bıyıklık taslayan
jilet karşısında yumuşayanlara da yuh




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!