Ne güzel idi seslenişin
İlmik ilmik örerdin yarınlarımızı
Coşardı suskun dillerimiz
Eğlendirirdin yoksul beyinlerimizi
Yıllar akıp geçti ama
Isıttığın kalplerin sıcaklığı ile
Arkada kalan onca zaman
Kaybolan umutların esintisinde
Sanki tüten bir duman
Anlam yüklü sanki yarınlara
Ya sabrın meyvesi
Ya da yazgı
Moda idi solculuğun o dönemi
O döneme denk geldi Ali'nin solculuğu.
Çevresinde Ahmet'ler, Mehmet'ler, Ayşe'ler,
güzel sohbetlerdi gününü renklendiren.
Konuşur, üst perdeden seslendirirdi duyduklarını.
Anti tez karşısında bulamazdı sentezini.
Ara bağım
Kara gözlü,
gür sesli,
Yorulmak bilmez,
Dirayetli mehtabım.
Sevdama renk,
Belirsiz bir zamanda tanıdım seni
Ağarmış saçlarıma inat
Nabzın esiri olmuşçasına
Nihayetinde koştum sana
Çok beklediğim de oldu
Olası bir merhaba ya da
Bir el uzanırsa yarınlara
Karanlıkta soluk alan o yarına
Sözüm, yazgıya bir şerh düşmektir
Kaderin elinde kördüğüm çözmektir
Yorulur mu hiç hakikatin yolcusu?
Yürekte diner mi bu dertli sızı?
Bir nakış gibi işlenmiş gönlümün özüne,
Ülkeye sevdalı, insana vurgun bu yürek.
Geçmişin izi düşer her bir sözüne,
Kadim bir geleneği örmek, ilmek ilmek.
Sıla kokusu sinmiş rüzgârın sesine,
Bir güzel bir yürekte
Bin hevesle hayallere
Düşlerinde kanatlanıp
Ulaşamıyorum diye
Sevda acısı ile kavrulur ya
Katık olur serzenişlere.
Diyorlar ki gözyaşların neden yoğun?
Bilmezler ki akan gözyaşı değil,
Biriken pınarların suyudur.
Susadıkça sevgiye dostluğa
Kurudukça insanın özü
Çekiveriyorum dolan suyu pınarından.
Sana yürüdüğüm doğrudur;
Her adımda biraz daha aşındırdığım,
Delik deşik olmuş şehrin uykusuz sokaklarında.
Her köşe başında bir yalan, bir toz bulutu,
Her kaldırımda unutulmuş birer ömrün tortusu...
Lakin ne gariptir; bu uçsuz bucaksız karmaşada,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!