kilit vurulmuş kapısı
mazbut sevdasıyla dolu
cesedim üstünü örter
iki odalı müzeyyen yürekler
toprak yatak olur
susuzluğum dindirir gözyaşlarıyla bulutlar
yanlızlığımı seyrediyor
ve saldırıyorum ona günü düşleyerek
acımasızlığın pencesindeyken bile
kör kuyular cekiyorum akan ırmağından
geceler uykusuz
gündüzler bitkinken
bakışındaki derinlik
dudağında gördüğüm hasret
beni benden alırken
uzaklardan bir demet sundu
inan
kokusu bile meyveye durdu
hatırlamak istiyorum seni
aldığım her nefeste
hatırlamak istiyorum delicesine
yağmurun sesi gibi gülüşün
çakan şimşek misali bakışın
maral gibi geçişin var ya
sabahın ilk ışıklarıydı
hüküm sürüyordu sokakta sessizlik
gözlerim dalmışken boşluğa
uzaktan bir karartı göründü ilkin
yaklaştıkça seçiliyor
güzelliği yüzünde tınlıyordu
Yürüyorum yüreğimin izinden
Gelen gelir gelmeyene hoşçakal
Seviyorum sevmesine derinden
Giden gider kalanlara merhaba
Düşündükçe yaralarım deşilir
bir yavrum olursa eğer
büyüme çağında daha
yarınları için ona ben
bugünün asyasını kara afrikasını
çekik gözlü milletin hiroşima’sını nagazaki’sini anlatacağım
özgürlük uğruna düşenleri
Yüreğinde bir kulak hassasiyeti olsun
Seslenişim çınladığında yayılsın her bir yanına
Bir yanın algılamasa da
Diğer yanına zincir olsun
Yüreğinde bir tez olsun
Anti-tez ise yakın duran
insan: nesli tükenen
erkek: kasıp kavuran
kadın: cinsinin düşmanı aptallığı elden bırakmayan
hayat: yaşanılmayan
dünya: değiştirilmesi gereken bir rüya
savaş: aptallığın diğer adı
Ne bir çınar
Ne bir volkan
Ne de nehir olayım
Güneş de olmayım
Ay da
Gökte parıldayan yıldız bile




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!